top of page
Tezgahtaki Bakkallar

DERVIŞIN ZIKRI HABER DERGİSİ 1 Temmuz 2026 Tarihi İtibariyle Çin Odaklıdır.
HOŞ GELDINIZ

1 Temmuz 2026 tarihi itibariyle Dünya'daki her şeye Çin odaklı bakıyoruz. Memleket Havası gibi ya da ORtadoğu'dan haberler var gibi ya da NATO Dosayası gibi sair konular da giriyor.

Çapa 1

Çin Ne İstiyor?

10 Aralık 2025

Do Better

Çin, küresel bir süper güç olmanın ne anlama geldiğini yeniden tanımlıyor ve bunu kendi şartlarına göre yapıyor. Do Better Podcast'in bu bölümünde Dr. Yu Jie, ülkenin ekonomik geçişini, jeopolitik stratejisini ve önümüzdeki yıllar için değişen küresel hedeflerini ele alıyor.

Çin, modern tarihindeki en önemli stratejik dönüşümlerden birini yaşıyor ve bu süreci en iyi şekilde açıklayabilecek analistlerden biri de Dr. Yu Jie . Bu yeni bölümde, EsadeGeo direktörü Profesör Angel Saz-Carranza , Chatham House'da Çin üzerine kıdemli araştırma görevlisi olan Dr. Yu Jie ile bir araya gelerek, Pekin'in hızla değişen bir dünyadaki rolünü nasıl anladığını ve bugün aldığı ekonomik ve jeopolitik kararların küresel dinamikleri yıllar boyunca nasıl şekillendireceğini inceliyor.

1. Çin'in stratejik hedefleri ve kendine özgü küresel güç modeli

Çin, Amerika Birleşik Devletleri'nin süper güç liderliği modelini kopyalamayı hedeflemiyor. Bunun yerine, üç temel üzerine kurulu, kendine özgü bir küresel etki biçimi tanımlamayı amaçlıyor:

  • Ekonomik dayanıklılık.

  • Askeri kapasite.

  • Küresel erişim ve etki.

En önemlisi, Çin geleneksel bir süper güç olmanın getirdiği uluslararası güvenlik yüklerinden kaçınmak istiyor. Derin bir ekonomik geçiş döneminde olan Pekin, iç istikrara öncelik veriyor ve bu odağı sulandırabilecek daha büyük küresel sorumluluklar üstlenmek istemiyor.

2. Yeni Beş Yıllık Planın Öncelikleri

Çin'in yakında açıklanacak Beş Yıllık Planı'nda üç stratejik öncelik yer almaktadır:

  • Teknolojik öz yeterlilik. Çin, yarı iletkenlerden yapay zekaya ve kuantum hesaplamaya
    kadar kritik teknolojilerde tam özerklik arıyor ve dış etkenlere karşı dayanıklılığı azaltmak için tedarik zincirlerini yeniden yapılandırmayı hedefliyor. Ekonomik güvenlik artık ekonomik büyüme ile eşit öneme sahip.

  • Çin'in imalat sektöründeki hakimiyetini korumak.
    Liderlik, gelişmiş Batı ekonomilerinin izlediği sanayisizleşme yollarından kaçınmaya kararlı. Çin, büyük bir imalat tabanını korumayı, girdiler ve tedarik zincirleri üzerinde kontrol sağlamayı ve imalatın desteklediği istihdam ve inovasyon kapasitesini sürdürmeyi amaçlıyor.

  • Zayıf iç tüketime çözüm aranıyor.
    Manşet tüketim rakamları düşük görünse de, durum daha karmaşık. Tasarruf etme yönündeki kültürel tercihler, liderliğin yabancı mallara bağımlılık konusundaki endişeleri ve düzenleyici baskıların etkileri, tüketim büyümesinin durgun kalmasına katkıda bulunuyor. Pekin, doğrudan teşvik yerine, istihdam yaratmak ve hane halkının güvenini artırmak için dijital ve fiziksel altyapı yatırımlarına odaklanıyor.

3. Çin'in küresel yönetişimle ilişkisi

Çin'in uluslararası sisteme yaklaşımı iki paralel çizgiyi izliyor:

  • Birleşmiş Milletler, IMF ve Dünya Bankası gibi mevcut kurumların, Batı dışı ülkelere daha fazla ağırlık verecek şekilde ve siber güvenlik ve yapay zeka gibi alanlarda Çin'in tercihlerine uygun yönetim normlarıyla yeniden yapılandırılması.

  • Batı öncülüğündeki yapıları doğrudan yerinden etmeden Çin'in etkisini genişletecek tamamlayıcı kurumlar oluşturmak ; bunlar arasında Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB), BRICS mekanizmaları ve Şanghay İşbirliği Örgütü yer almaktadır.

Bu girişimler, Batı hegemonyasına karşı önlem alırken küresel yönetişimi yeniden şekillendirmeye yönelik uzun vadeli bir stratejiyi yansıtmaktadır.

4. Önemli komşu ülkelerle ilişkilerin yönetimi: Rusya ve Hindistan

Çin'in stratejik açıdan en hassas iki ikili ilişkisi:

  • Rusya : Çin'in Rusya ile olan yakınlaşması ideolojiden ziyade coğrafya ve güvenlik nedenleriyle şekillenmektedir. 4300 km'lik ortak sınıra sahip olan Pekin, sınır istikrarına öncelik vermekte ve Ukrayna çatışması sırasında Moskova'dan uzaklaşmanın pek bir faydasını görmemektedir.

  • Hindistan : Tekrarlayan sınır gerilimlerine rağmen, her iki ülke de jeopolitik istikrarsızlık ve daha öngörülemez bir ABD yönetimi olasılığına ilişkin ortak endişelerden etkilenerek 2024 sonlarından itibaren gerilimi azaltmaya doğru ilerledi. İttifak kurmaktan ziyade birlikte yaşama ilkesi geçerlidir.

Japonya, tarihsel kırgınlıklar ve mevcut stratejik rekabetin ilişkiyi şekillendirdiği karmaşık bir komşu ülke olmaya devam ediyor.

5. 2026'da İzlenmesi Gerekenler: Çin-Avrupa İlişkilerindeki Çalkantı

İleriye baktığımızda, en önemli sürtüşmelerin ortaya çıkması muhtemel bölge Avrupa'dır. Başlıca etkenler şunlardır:

  • Avrupa'nın Çin'in Ukrayna'daki savaşa ilişkin tutumundan duyduğu rahatsızlık.

  • Çin'in imalat sektörüne yaptığı yatırımların artmasıyla endüstriyel rekabet yoğunlaşıyor.

  • Ticari anlaşmazlık potansiyeli artıyor.

Ukrayna'daki çatışma istikrara kavuşana kadar Çin ile AB arasında anlamlı bir yakınlaşma olası görünmüyor.

(Bkz: https://dobetter.esade.edu/en/china-strategy)

Çİn Dünya'dan Ne İstiyor?

1. Afrika kıtasında 20 kadar liman ve terminali var.

2. Kuzey Kutbu'nu İpek Yolu ilan etmiş durumda. Kuzey Kutbu'nun buzlarının tamamen erimesi için 5 yıl gibi bir zaman yok kuşkusuz ama ordaki petrol arayışları vb. bu süreci hızlandırıyor ve Kuzey KUtbu'nda bir araştırma gemisiyle bir de buzkıran gemisi bulunuyor ve Rusya'ya da ortak petrol arama konularında. 

3. Latin Amerika'da ABD'nin dibi olan Meksika'ya kadar liman ve Küba'da bulunan gizli üssüyle tehdit oluşturuyor bir yanıyla. 

4. Ve Avrupa'da Almanya ve Belçika'da limanları var.

5. Gizli üsleri var ayrıca. 

6. Savunma Sanayisi için çok çalışıyor hatta 2026 yılı sonunda 600 nükleer başlıklı füzesi olacak. Hayalet uçakları ABD'den daha önce çıktı ve 3. Cephe dediği Mao'nun iç kesimlerinde terk eidlmiş savunma komplekslerini yeniden canlandırıyor. 

7. ABD'deki akademik ve politika yapıcı çevrelerde genel kanı, Çin'in dünyaya hakim olmak ve topraklarını genişletmek istediği yönündedir.

a.  “Çin, Tayvan'ı boyunduruk altına alabilirse, gözünü daha uzak hedeflere çevirebilir... Pekin için doğal bir sonraki hedef Filipinler olurdu... Vietnam, ABD müttefiki olmasa da, iyi bir hedef olabilir.

b. "Tayvan, Japonya, Vietnam, Filipinler, Endonezya, Malezya ve Hindistan" gibi ülkeleri Çin'i çevreleyebilecek yeteneklerle silahlandırması gerektiğini savunuyor uzmanlar. 

c. Genel kanı, Çin'in ABD'yi küresel hegemon olarak yerinden etmeyi ve sözde kurallara dayalı liberal uluslararası düzeni yeniden yazmayı veya ele geçirmeyi amaçladığı fikri etrafında birleşmiştir. Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Biden'ın bir açıklamasını yankılayarak, "Çin Halk Cumhuriyeti, hem uluslararası düzeni yeniden şekillendirme niyetine hem de bunu yapacak ekonomik, diplomatik, askeri ve teknolojik güce sahip tek devlettir" dedi. Benzer şekilde, Atlantik Konseyi'nin Daha Uzun Telgrafı'nın anonim yazarı , Çin'in "dünyanın baskın ekonomik gücü olarak ABD'nin yerini almak... ABD'yi caydıracak kadar askeri üstünlük sağlamak... gelecekteki Çin merkezli küresel düzenin temelini oluşturmak... yeni, hiyerarşik, otoriter bir uluslararası düzen anlayışını ilerletmek" gibi geniş kapsamlı hedeflere sahip olduğunu düşünüyor.Trump'ın ilk dönemindeki ulusal güvenlik danışman yardımcısı Matt Pottinger ve o zamanki Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Mike Gallagher, Çin'in "kötü niyetli stratejisini... Pekin'in Batı'yı parçalamayı ve antidemokratik bir düzeni kurmayı amaçlayan bir dizi küresel girişim yürütüyorlar.

d. Çin,  Siyasi hegemonyaya ulaşmaya çalışan, medeniyetler arası bir dev olmuştur... Bu Uluslararası Güvenlik 50:1 52 Bir zamanlar Doğu Asya ülkeleriyle sınırlı olan mücadele, artık bir meydan okuma haline geldi.Dünyadaki her ülke için... Pekin dünyaya kucak açmak için değil, onu yönetmek için yaklaşıyor 

e. Şi Cinping 2012'de iktidara geldiği günden bu yana, liberalizmi uluslararası düzenden silmeye ve onu Çin ve Çin Komünist Partisi'ne daha dostane hale getirmeye çalışmada daha iddialı hale geldi. 

f. Çin, People's Daily Gazetesi'nde 1990'dan bu yana açıkladığı biçimde ise ABD'nin yerini almak gibi düşüncesinin olmadığını, sıfır toplamlı rekabete girmek olmadığını ifade etmiştir. Kendini aşmak, daha iyi bir Çİn olmak hedefleri olduğunu belirtmiştir. Çİn modelini ihraç etmeyi planmadıklarını belirten Cİnping, ancak Çin'in bir standart belirlediğini söylemiştir. Ayrıca barışçıl kalkınmayı hedef edindiğini belirtmiştir. (Ancak Harita üzerinde işaretlendiğinde Çin'in liman ve üsleri, Dünya'yı kuşattığı muhakkaktır. E.N)

(Bkz: https://static.poder360.com.br/2025/09/what-does-china-want-MIT-8-set-2025.pdf)

Çin-İran İlişkileri

Google Al'ın derlediği: 

Çin ve İran, Batı etkisine karşı koyma ve ABD yaptırımlarını aşma yönündeki ortak arzuya dayanan kapsamlı bir stratejik ortaklık sürdürmektedir. Çin, İran'ın en büyük ticaret ortağıdır ve büyük indirimli petrol için ona bağımlıdır; İran ise hayati ekonomik can damarları, askeri teçhizat ve diplomatik koruma için Pekin'e bağımlıdır.

Ticaret ve Enerji Petrol İthalatı: Çin, İran'ın sevk ettiği ham petrolün büyük çoğunluğunu (çoğu zaman %80'in üzerinde) satın alıyor ve sıklıkla gayri resmi ve indirimli anlaşmalar yoluyla uluslararası yaptırımları aşıyor.

Yatırım: İki ülke 2021 yılında 25 yıllık, 400 milyar dolarlık bir işbirliği anlaşması imzaladı. Ancak, Çinli şirketlerin ikincil yaptırımlar konusundaki tereddütleri nedeniyle büyük altyapı projelerinin hayata geçirilmesi yavaş ilerliyor.

Jeopolitik ve Güvenlik Çok Taraflı Entegrasyon: Pekin, Tahran'ın Doğu liderliğindeki bloklara dahil edilmesini destekleyerek, 2023'te Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (SCO) ve 2024'te BRICS'e girişini kolaylaştırdı.

Askeri ve İstihbarat İşbirliği: Pekin'in tarafsızlık ve bölgesel istikrar çağrılarına rağmen, açık kaynaklı ve sızdırılmış belgeler, Çin'in İran'a teknik eğitim, gözetleme ekipmanı ve kimyasal madde sağladığını gösteriyor. Füze itici yakıtlarının öncülleri. Son Dinamikler ve Orta Doğu Çatışması Hürmüz Boğazı Tutumu: 2025 ve 2026 yıllarında ABD ve İran'ı içeren bölgesel gerilimlerin artması ve ardından gelen çatışmalar sırasında Çin stratejik bir dengeleyici rol oynadı. Pekin, İran'ın eylemlerini kınamaktan kaçındı ve Bahreyn tarafından hazırlanan ve Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere yönelik saldırıları kınamayı amaçlayan bir BM Güvenlik Konseyi karar tasarısını veto etti.

Diplomatik Strateji: Çin, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığını azaltmayı ve kendisini Tahran ile Körfez ülkeleri arasında birincil arabulucu olarak konumlandırmayı amaçlayan çok noktalı barış çerçeveleri önerdi.

İkili ilişkileri ve 25 yıllık stratejik anlaşma hakkında daha fazla bilgi için Çin-İran ilişkileri Vikipedi makalesini okuyun. Jeostratejik hizalanmalarının ayrıntılı bir analizi için ABD-Çin Ekonomik ve Güvenlik İnceleme Komisyonu Bilgi Formuna göz atın. 8 site Çin-İran ilişkileri - Vikipedi Modern zamanlarda, Çin Cumhuriyeti ile Pehlevi İran arasında 1937 yılında resmi diplomatik ilişkiler kuruldu. ...WikipediaÇin-İran Bilgi Sayfası: İlişkiye Kısa Bir Giriş | ABD16 Mart 2026 — Stratejik İlişkiler * Çin'in İran ile ilişkisi, sınırlı iş birliğinden geniş bir stratejik ortaklığa doğru on yıllar içinde evrim geçirdi...ABD-Çin Ekonomik ve Güvenlik İnceleme Komisyonu (.gov)Pekin'in İran'daki çatışmaya yaklaşımı ve bunun sonuçları...5 Mayıs 2026 — Özetle, İran'daki savaş Çin'e diplomatik fırsatlar ve bir ölçüde stratejik alan sağladı, ancak bunun bedeli ekonomik kayıplar oldu...BrookingsTümünü gösterÇin-İran ilişkileri - WikipediaWikipedia

Çin'in Etnik Kökeni Farklı Grupları

Çin, resmi olarak 56 farklı tanınmış etnik gruptan oluşan çok etnikli bir ülkedir. Hanlar ezici çoğunluğu (nüfusun yaklaşık %92'si) oluştururken, geri kalan %8'lik kısım, çoğunlukla ülkenin kuzey, batı ve güneybatı bölgelerinde yaşayan 55 resmi olarak tanınmış etnik azınlıktan oluşmaktadır.

Han Çoğunluğu: Han Çinlileri, dünyadaki en büyük etnik grubu oluşturmaktadır. Genellikle tek bir grup olarak ele alınsalar da, oldukça çeşitli bölgesel kültürleri içerirler ve karşılıklı olarak anlaşılmaz çeşitli Çin dilleri ve lehçeleri (örneğin Mandarin, Wu, Yue/Kantonca ve Min) konuşurlar.

55 Etnik Azınlık: 55 azınlık grubu, nüfus büyüklüğü, dil ailesi (örneğin, Çin-Tibet, Altay, Avustroasya), kültür ve din açısından önemli ölçüde farklılık göstermektedir.

En öne çıkanlardan bazıları şunlardır:

Zhuang: En büyük azınlık grubu (yaklaşık 20 milyon), ağırlıklı olarak güneydeki Guangxi eyaletinde yaşamaktadır ve tarihsel olarak pirinç tarımı ve incelikli brokar dokumacılığıyla bilinir.

Hui: Çok büyük bir Müslüman nüfus (11 milyondan fazla), Çin genelinde yaygın olarak yaşamaktadır ancak Ningxia Hui Özerk Bölgesi ve Gansu'da yoğunlaşmıştır; Çoğunlukla Mandarin konuşurlar ancak İslami kültürel ve beslenme alışkanlıklarını korurlar.

Uygurlar: Ağırlıklı olarak kuzeybatı Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yaşayan, Türkçe konuşan, çoğunlukla Müslüman bir grup (11 milyondan fazla), vaha tarımı, müzikleri ve zengin Orta Asya mirasıyla tanınır.

Miao: Çoğunlukla Guizhou, Hunan ve Yunnan'daki dağlık bölgelerde yaşayan, 11 milyondan fazla kişiden oluşan bir grup, incelikli gümüş takıları ve batik tekstil gelenekleriyle ünlüdür.

Tibetliler: Yüksek rakımlı Tibet Platosu'nda yoğunlaşan, yaklaşık 7 milyon kişiden oluşan bu grup, Tibet Budizmi ve benzersiz bir pastoral ve tarımsal ekonomiyle derinden bağlantılıdır.

Mançular: Sayıları yaklaşık 10 milyon olan, çoğunlukla Kuzeydoğu Çin'de yaşayan bu grup, Qing Hanedanlığı'nı kuran gruptur. Çoğu büyük ölçüde Hanlarla bütünleşmiş olup, orijinal Mançu dilini akıcı bir şekilde konuşan az sayıda insan bulunmaktadır.

Moğollar: Yaklaşık 6,3 milyon kişi olup, büyük ölçüde İç Moğolistan Özerk Bölgesi'nde ikamet etmekte, geleneksel olarak göçebe hayvancılık yapmakta ve Naadam festivali gibi etkinlikleriyle tanınmaktadırlar. Koreliler: Kuzey Kore ile sınır komşusu olan Jilin eyaletindeki Yanbian Kore Özerk Bölgesi'nde yoğunlaşmış olup, kendine özgü bir dil ve kültürü korumaktadırlar.

Dağılım: Han Çinlileri yoğun nüfuslu doğu ve orta nehir vadilerinin çoğunu doldururken, azınlıklar coğrafi olarak çeşitli sınır bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Örneğin, güneybatıdaki Yunnan eyaleti, 25 farklı etnik gruba ev sahipliği yapmasıyla ünlüdür ve bu da onu dünyanın en kültürel çeşitliliğe sahip bölgelerinden biri yapmaktadır. Bu çeşitliliği yönetmek için Çin devleti, eyalet düzeyinde beş özerk bölge kurmuştur: Guangxi (Zhuang), İç Moğolistan (Moğol), Ningxia (Hui), Tibet (Tibet) ve Sincan (Uygur), bu bölgelere farklı derecelerde kültürel ve dilsel tanınma sağlamıştır.

Çin Halkları, Yaşam ve Ekonomi Sayısı

Çin Halkları, Yaşam ve Ekonomi

Ortadoğu'da Gündem Sayısı

Ortadoğu'da Gündem

Daha önce Dünya'da petrol tüccarlarından bir ya da birkaçının eksik rekabet yaratarak Stagflasyona sokacağı Dünya'yı paylaşmıştık burdan. Ancak son barış görüşmeleriyle petrol fiyatları durgunluk içine girmiş. WSJ bunun barışı zorlaştırdığı görüşünde.

Iran International'in WSJ'den aktardığına göre, petrol piyasasının savaş öncesi koşullara hızla dönmesi, Basra Körfezi ülkelerinden gelen arzın artması ve küresel petrol rezervlerinin yeniden oluşturulma süreci, İslam Cumhuriyeti'nin Hürmüz Boğazı'nı ABD ile müzakerelerde bir koz olarak kullanma yeteneğini azaltabilir.

Wall Street Journal'a göre, petrol fiyatları savaş öncesi seviyelere dönmüş olsa da, Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiği hızla normale dönüyor ve Basra Körfezi petrol üreticileri atıl durumdaki kuyularını yeniden faaliyete geçirmiş olsa da, dünyanın petrol rezervlerini yeniden oluşturmak çok zaman alacak bir süreç olacak; gazetenin belirttiğine göre bu durum, Tahran ve Washington arasındaki müzakerelerdeki güç dengesini doğrudan etkiliyor.

Rapora göre, petrol tüketen ülkeler stratejik ve ticari petrol rezervlerini ne kadar hızlı yeniden oluştururlarsa, İran rejiminin Hürmüz Boğazı'nı sekteye uğratarak küresel ekonomiyi tehdit etme olasılığı da o kadar azalır. Bu nedenle, bu rezervlerin yenilenme hızı, her iki tarafın siyasi ve ekonomik hesaplamalarında kilit bir değişken haline gelmiştir.

Bu bağlamda, Wall Street Journal, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in geçen hafta yaptığı ve petrol rezervleri ile İran ile müzakerelerin ilerleyişi arasında doğrudan bir bağlantı kurduğu açıklamalarına atıfta bulunuyor. Vance, İran ile mutabakat zaptı imzalayarak, ABD'nin dünyaya "petrol rezervlerinin bir kısmını yenileme ve ardından işlerin nasıl gideceğini görme" fırsatı sağladığını söyledi; gazete bu açıklamayı, küresel rezerv seviyelerinin Tahran'ın müzakerelerdeki pozisyonu üzerindeki etkisine bir gönderme olarak nitelendiriyor.

Rapora göre, dünya petrol rezervleri rafinerilerin yakınındaki ticari tankları, tankerlerde depolanan petrolü ve stratejik devlet rezervlerini içermektedir. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'ne (OECD) üye ülkelerdeki ham petrol stokları Mart-Mayıs ayları arasında 163 milyon varil azalarak Aralık 1990'dan bu yana en düşük seviyesine ulaştı.

Ancak Wall Street Journal, bu rezervlerin yeniden oluşturulmasının muhtemelen aylar hatta yıllar süreceğini, bunun da İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında İran'ın nükleer programı gibi karmaşık sorunları çözmek için belirlenen 60 günlük süreden çok daha uzun bir zaman dilimi olduğunu vurguluyor.

Gazete, küresel stoklamanın yeniden canlanmasının iki ana etkenini şöyle sıralıyor: düşen petrol fiyatları ve beklenmedik bir arz artışı. JPMorgan Chase & Co.'nun küresel emtia strateji ekibinin başkanı Natasha Canova, "Yeni bir petrol arz dalgası, en azından mevcut koşullar altında bu kadar arza ihtiyaç duymayan bir pazara giriyor" dedi.

Bu arada, bazı analistler varil başına yaklaşık 70 dolar olan petrol fiyatlarının önümüzdeki aylarda daha da düşeceğini öngörüyor. Macquarie ve Citigroup analistleri geçen hafta fiyatların varil başına yaklaşık 60 dolara kadar düşebileceğini tahmin etmişti. Rapora göre, bu eğilimin nedenlerinden biri, stratejik rezerv yöneticilerinin depolarını doldurmak için henüz büyük miktarlarda petrol satın almaya başlamamış olmalarıdır.

JPMorgan, OECD üyesi ülkelerin stratejik rezervlerini yeniden oluşturmaya bu yılın dördüncü çeyreğinde başlayacaklarını tahmin ediyor. Amerika Birleşik Devletleri de petrol rezervlerini yeniden oluşturma programına 2027 yılında başlayacak; başlangıçta günde 100.000 varil satın alacak ve ardından aynı yılın ikinci yarısında kademeli olarak günde yaklaşık 170.000 varile çıkaracak.

Araştırma şirketi Commodity Context'in kurucusu Rory Johnston, Wall Street Journal'a verdiği demeçte, "Hormuz Boğazı'nın kapatılmasından sadece dört ay sonra, tehlikeli bir arz şokunun eşiğindeki bir piyasadan arz fazlası olan bir piyasaya geçiş neredeyse gülünç görünüyor" dedi.

Raporda ayrıca, Hürmüz Boğazı'ndan geçen tanker trafiğinin günde 30 ila 60 gemi arasında "yeni bir normal" seviyeye ulaştığı belirtiliyor. Bu rakam savaş öncesi seviyelerin altında olsa da, küresel petrol piyasası üzerindeki baskıyı hafifletmek için yeterli kabul ediliyor.

Wall Street Journal'a göre, Körfez ülkeleri de ihracatlarını hızla artırıyor. Yıllarca süren üretim kotaları anlaşmazlığının ardından Mayıs ayında OPEC'ten ayrılan Birleşik Arap Emirlikleri, Abu Dabi-Fujairah boru hattını ve Körfez'den faaliyet gösteren tankerleri kullanarak ihracatı en hızlı şekilde yeniden başlatan ülkeler arasında yer alıyor.

Kuveyt de üretimini beklenenden daha hızlı artırdı. Rapora göre, geçen hafta petrol ihracatı günde yaklaşık 1,6 milyon varil olurken, savaş öncesinde bu rakam günde yaklaşık 2,4 milyon varildi. Suudi Arabistan ise Basra Körfezi'nden tanker seferlerine yeniden başlamanın yanı sıra, ihracatının bir kısmını hala Kızıldeniz'e bir boru hattı aracılığıyla gönderiyor.

Wall Street Journal, petrol arzındaki artışın, düşen fiyatların ve küresel rezervlerin kademeli olarak toparlanmasının, eğer bu durum devam ederse, İslam Cumhuriyeti'nin ABD ile müzakerelerinde kullandığı en önemli baskı araçlarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ihracatını aksatma tehdidini kademeli olarak zayıflatabileceği sonucuna varıyor.

(Bkz: https://www.iranintl.com/202607053023)

Kaynaklara göre İran, Japonya'ya petrol satışı arayışında; alıcılar ise yaptırımların daha uzun süre kaldırılmasını istiyor.

5 Temmuz 2026

Boe Report

İran ve Batılı üç kaynağın verdiği bilgilere göre, İran, ABD'nin yaptırımlardan muafiyet tanımasıyla petrol satışlarına yeniden başlamak üzere Japon şirketleriyle görüşmelere başladı; ancak potansiyel alıcılar daha uzun süreli bir muafiyet ve gemi güvenliği konusunda güvenceler talep ediyor.

 

Tahran ve Washington arasında 60 gün süren barış görüşmelerinin bir parçası olan muafiyet, 22 Haziran'da verildi ve 21 Ağustos'ta sona erecek.

Konunun hassasiyeti nedeniyle isimlerinin açıklanmasını istemeyen iki İranlı kaynağa göre, üç Japon alıcı, 2019'dan bu yana ilk kez İran'dan ham petrol alımı yapmayı değerlendiriyor.

Konuyla ilgili bilgi sahibi Batılı bir sektör kaynağının ayrı bir açıklamasına göre, Japon ve İranlı yetkililer olası petrol satışları konusunda ön görüşmelerde bulunuyorlardı.

Yakıt tedarik altyapısını denetleyen Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı'ndan (METI) bir yetkili, böyle bir konudan haberdar olmadığını söyledi. 29dk2902l

Japonya Dışişleri Bakanlığı ve ABD Hazine Bakanlığı, Reuters'ın yorum taleplerine hemen yanıt vermedi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın 2018'de İran'la yapılan nükleer anlaşmadan çekilmesinin ardından ABD yaptırımlarının sıkılaşmasıyla Japonya, Güney Kore, Hindistan ve Avrupa ülkeleri İran petrolü alımını durdurdu.

Çin, son yıllarda İran'ın başlıca alıcısı oldu.

HORMUZ RİSKLERİ

Haziran ayında Reuters'e konuşan ayrı bir METI yetkilisi, Japonya'dan yapılacak herhangi bir satın almanın özel şirketlerin meselesi olacağını belirtmişti, ancak nakliye süreleri ve mevcut sözleşmeler göz önüne alındığında bu tür anlaşmaların gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin belirsiz olduğunu söylemişti.

Yetkili ayrıca, herhangi bir tanker seferinin güvenliğinin de sağlanması gerektiğini sözlerine ekledi.

Üst düzey bir İranlı yetkili, Japonya ile İran arasındaki nakliye süresi göz önüne alındığında, herhangi bir anlaşmanın ABD'nin mevcut muafiyet süresini uzatmasını gerektireceğini söyledi.

Yetkili, yüklerin İran'ın Harg Adası'nda yükleneceğini ve Japon şirketler tarafından işletilen tankerlerin kullanılacağını da sözlerine ekledi.

İran petrol bakanlığından üst düzey bir yetkili Reuters'e verdiği demeçte, İran'ın ulusal petrol şirketi NIOC'nin Japonya da dahil olmak üzere geleneksel müşterileriyle iletişime geçtiğini ve bir barış anlaşması imzalanıp yaptırımlar kaldırılırsa, alımlarına yeniden başlamalarını istediklerini söylediğini belirtti.

İran Petrol Bakanlığı yorum talebine yanıt vermedi.

Hürmüz Boğazı'ndaki gemi geçişi hâlâ güvenli olmaktan çok uzak ve Tahran ile Washington arasında kalıcı bir barış anlaşması sağlandıktan sonra nasıl işleyeceği henüz bilinmiyor.

Geçtiğimiz hafta Hürmüz Boğazı'nda bir konteyner gemisine İran güçleri tarafından saldırı düzenlendi ve İran'ın seçkin Devrim Muhafızları, boğazdan yapılacak tüm geçişlerin önce kendilerinden onay alması gerektiğini söyledi.

Birleşmiş Milletler'in denizcilik ajansı, su yolunun orta kesiminde 80 kadar yüzen mayın olduğunu tahmin ediyor.

Japonya'daki büyük bir petrol rafinerisinin üst düzey yetkilisi, en büyük zorluğun sigorta temin etmek olacağını söyledi.

Ticaret kaynakları ve analistlere göre, mevcut geçici ABD yaptırım muafiyeti, stokları iyi durumda olan Asya rafinerilerinden sipariş çekme olasılığını azaltıyor ve ana alıcı olarak bağımsız Çin rafinerilerini bırakıyor.

İran'ın petrol ihracatı

^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^^> (Jonathan Saul, Parisa Hafezi, Yuka Obayashi, Timothy Gardner ve Tim Kelly tarafından hazırlanan rapor; Mark Potter ve Jason Neely tarafından düzenlenmiştir)

(Bkz: https://boereport.com/2026/07/05/iran-exploring-oil-sales-to-japan-buyers-seek-longer-sanctions-waiver-sources-say/)

Ortadoğu İçin Net Profil...

1. İran petrol ve sıvılaştırılmış doğalgazını ucuz şekilde Çin'e satıyor. Vekil güçleri var. Irak'da, LÜbnan'da ve Yemen'de. Suriye'den başlayan bir yay çiziyor Körfez Ülkelerine doğru; Şii Hilali. Geçen yıl yaşadığı İsrail-ABD ve İran savaşında enflasyon ve develiasyon o kadar yükseldi ki Aralık 2025'de halk sokağa çıktı. Ardından ABD-İsrail ve İran Savaşı yaşandı. 60 günlük mutabakat süresi içinde şimdi İran. Savaş için savunma aletlerini Rusya ve Çin'den temin ediyor. Ukrayna'daki kamikaze SİHA'lar Rusya'nın kullandığı İran'a ait. Savaş sırasında Körfez ülkelerine de saldırdı ABD varlıklarına İran. İran ideolojisini ABD karşıtlığı ve İsrail karşıtlığı üzerine kurmuş bir ülke. İsrail'in çabalarına karşın iç savaşa dönüşmedi ya da rejim devrilmedi İran'da. BUgün de Hamaney'in cenazesi var... Çok ilginç bir ülke, hava kirliliği var ve hava kirliliği nedneiyle okullar kapatılıyor bazen. OKuma oranı aslında düşük. Çok etnik köken bulunduruyor içinde. Aslında çepheri etnik kökenden oluşuyor, içerisi ise Pers. 

2. Suriye Rusya'yı tam olarak Suriye'den çıkarmak için kolları sıvamıştı. Son iki üssünden de çıkmasını istiyor. İran Suriye'ye 50 milyar Dolar harcamıştı varlık gösterirken ve İran tehlikesine karşı dikkatli Suriye. İstihbarat anlaşmasını ise İsrail'le yapmıştı Suriye ve yönetsel mekanizmasındaki insanlar Türkiye'ye bağlı. Lübnan meselesinin çözümü de Suriye'ye atıldı. SDG ile anlaşma yapıldıysa da İsrail sınırındaki Golon Tepeleri altındaki Dürziler İsrail vatandaşlığına geçiyor. 

3. Irak'da milis güçlerin devlete bağlanmasına özellikle Şii gruplar karşı çıkıyor. 

4. Lübnan'ın Güneyi'nde LÜbnan Hizbullah'ıyla İsrail arasındaki savaşta Lübnan hükümeti LÜbnan Hizbullah'ının orduya bağlanması çağrısında bulunsa da Lübnan Hizbullah'ı bunu reddetmişti, top el Şara'da. İlginç bir ülke Lübnan, elektrik kesintileri gece yaşanıyor.  Develiasyon korkunç boyutlarda ve hiper enflasyon yaşıyor. 

5. Ürdün dış yardımlarla ayakta kalan bir ülke. Çok ciddi Filistinli nüfusu var ve Filistinliler Ürdünlü olduklarını kabul etmiyor, kendilerine Filistin diyor.

6. Filistin'de Gazze'yi yöneten Hamas aslında uçaklarıyla seyahat eden, Katar'dan valizle para sokan, Türkiye'nin örgüt paraısnın 1/4'ünü temin ettiği, İran'ın da iktisadi olarak desteklediği bir örgüt. %50 oranının üzerinde, %68-%85 arasında işsizliğin olduğu Gazze'de yaşam çok ağır. Vergisini ise İsrail topluyor Filistin'in ve geçinmesi için bir miktar -ki kesintiye uğratıyor silahlanmamaları- için para veriyor.  

7. Mısır Tiran ve Sanafir Adalarını sınır anlaşmazlıkları nedeniyle 2016'da Suudi Arabistan'a devretti. Ras el Hakme bölgesini de döviz krizini aşmak için BAE'ye sattı. Yakın zamanda 1981-2011 yılları arasında ülkeyi yöneten Hüsnü Mübarek'in ülke dışına çıkardığı kaynaklar da dava konusu oldu. Türkiye-Mısır yakınlaşması da Kızıldeniz'de yeni bir eksen sorularını akla getiriyor.  

Memleket Havası Sayısı

Memleket Havası

Türkiye'nin savunma devi ASELSAN, ABD'li şirkete mi satılıyor: 'Süreci Tom Barrack yönetecek' iddiası

03.07.2026

Cumhuriyet

Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan, ABD'nin en büyük fon şirketi BlackRock'un, 35 milyar dolarlık savunma devi ASELSAN ile ilgilendiğini aktardı. Arıkan, satın alma için ise, ABD Büyükelçisi Tom Barrack'ın görevlendirildiğini söyledi.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni Güçlendirme Vakfı’nın sahibi olduğu ASELSAN ile ABD'nin en büyük fon şirketi BlackRock'un ilgilendiğini belirtti.

"TRUMP'A MI HEDİYE EDECEKSİNİZ"

Sözcü'ye konuşan ve BlackRock Fonu’nun ASELSAN'ı almak için Büyükelçi Tom Barrack’ı görevlendiğini söyleyen Arıkan, “Milli değerimizi (ABD Başkanı) Trump’a mı hediye edeceksiniz” diye sordu.

ARIKAN'DAN ERDOĞAN'A... 'FİNK'E NEYİN SÖZÜNÜ VERDİNİZ?'

Türkiye’nin en değerli şirketi olan ve 35 milyar dolar değer biçilen 16 bin çalışanı ile 50 yıldır TSK’nin askeri haberleşme ihtiyacını karşılayan savunma sanayi devi ASELSAN’ın satışı için hazırlık yapıldığını ifade eden Mahmut Arıkan, BlackRock Fonu Başkanı Larry Fink’in mart ayında AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeyi hatırlattı.

 

“Lary Fink ile ne görüştünüz, neyin sözünü verdiniz? Bu görüşmede ASELSAN var mıydı?” diye soran Arıkan, şunları kaydetti:

“Kıbrıs Barış Harekatı, Türkiye’nin önüne çok acı bir gerçeği koydu ve ağır bir askeri ambargo başladı. Parasıyla telsiz bile alamadık. Acı tecrübenin hemen ardından, 1975 yılında MSP-CHP koalisyon hükümetinin ortaya koyduğu güçlü iradeyle ASELSAN’ın temelleri atıldı. Bu tarihi gerçek ortadayken, ASELSAN’ın satışı, özelleştirilmesi,  fona devri, iddia düzeyinde bile olsa kabul edilemez.”

ASELSAN’ın ticari bir kurum olmadığını kaydeden SP lideri Arıkan, şu ifadeleri kullandı:

“ASELSAN, bu milletin bağım iradesidir. Bu topraklarda kurulan her milli değer, yine bu toprakların iradesiyle korunacaktır.”

(Bkz: https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/turkiye-nin-savunma-devi-aselsan-abd-li-sirkete-mi-satiliyor-sureci-tom-barrack-yonetecek-iddiasi-2517621)

Pentagon'u geride bırakacak. Ay Yıldız Karargahı ilk kez kapılarını açtı

02.07.2026

NTV

Milli Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve bağlı birliklerin 2028 yılından itibaren Ay - Yıldız Müşterek Karargahı'na geçeceğini bildirdi. Bu arada karargahın kapıları bugün ilk kez basın mensuplarına açıldı.

Milli Savunma Bakanlığı'nın bilgilendirme toplantısında gündemde yer alan konulara ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu, Ay - Yıldız Müşterek Karargahı ile ilgili yeni gelişmelere de yer ayrıldı.

 

Bakanlık, Milli Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve bağlı birliklerin 2028 yılından itibaren Ay - Yıldız Müşterek Karargahı'na geçeceğini bildirdi.

Karargah, taşınmadan önceki ilk önemli organizasyonuna ise 7 Temmuz'da, Ankara'daki NATO Liderler Zirvesi'ne ev sahipliği yapmasıyla imza atacak.

 

Konuk Savunma Bakanları ve NATO üst düzey temsilcilerine resepsiyon verilecek.

 

Siber güvenlikten balistik korumaya, KBRN tehditlerine karşı alınan tedbirlerden ileri mühendislik çözümlerine kadar en gelişmiş teknolojilerle donatılan projenin, Çelik Kubbe anlayışıyla desteklenen güvenlik tedbirleri sayesinde dünyanın örnek askerî karargâhlarından biri olacağı kaydedildi.

İNŞASI 2021 YILINDA BAŞLADI

Ay Yıldız Müşterek Karargâhı'nın inşası 30 Ağustos 2021 yılında başladı.

 

İnşa süreci devam eden karargah, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarını aynı tesiste bir araya getirecek.

Karargah, Milli Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Kuvvet Komutanlıklarını aynı tesiste bir araya getirecek.

 

Kamuoyunda Ay Yıldız Projesi olarak da adlandırılan proje ile bir yandan etkin, süratli koordinasyon sağlanması diğer taraftan zamandan, enerjiden ve iş gücünden önemli bir tasarruf yapılması amaçlanıyor.

 

Mimari yapısıyla dikkati çeken yerleşke 12 milyon 620 bin metrekare alanda konumlanıyor.

(BKz: https://www.ntv.com.tr/turkiye/galeri-pentagonu-geride-birakacak-ay-yildiz-karargahi-ilk-kez-kapilarini-acti-1731106/1)

Turkcell 5G bağlantısı ile İstanbul'dan Muş'a uzaktan böbrek taşı ameliyatı

https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/turkcell-5g-baglantisi-ile-istanbuldan-musa-uzaktan-bobrek-tasi-ameliyati/3943297

İlgisini çekenler için: 

Türkiye'de İlk Kez; 5G teknolojisiyle Uzaktan Robotik Cerrahi Uygulaması

https://www.youtube.com/watch?v=g_cWnKJXTZQ

Bir başka haber

https://www.youtube.com/watch?v=PmW-AMibqys

Peki arada bir robot olmadan ameliyat yapmak mümkün mü? Bunu siber tehditlerle bitiren son videoyu düşünecek olursak, Acıbadem Teknolojisi'ne sahip olduğunu iddia edeceğimiz kolaylıkla (!) istihbarat teşkilatlarının bir suikast yöntemi olarak bunu kullanması gündeme gelebilir mi? Tabii ki Acıbadem röntgen aletlerine sahip olduğuna emin olduğumuz (!) istihbarat teşkilatları birinin vücudunu 5G teknolojisiyle rahatça görebilir. 
Ve hatta havaya sanırız koku, gaz bombaları atmak da mümkün. Herhangi birisi ağız yoluyla yakın çevresine atılacak bir öldürücü gazla zehirlenebilir. Markov diye bir yazar var Bulgar, rejim muhalifi olarak İNgiltere'ye kaçar ve BBC Bulgarca bölümünde yayın yapar muhalif olarak ve 1978'de bir şemsiyeden fırlayan iğne başı büyüklüğündeki çiplerin baldırına girmesiyle ölür. Önce anlam veremezler ama sonra bilyelerin neden olduğu kadavrada bulunur. Bu 1978 teknolojisidir. Bir şemsiyeden fırlayabilen açılınca baldırından içeri iğne girmiş gibi giren bu bilyeler bilinen en ilginç suikastin de nedenidir.  Bu tür suikastler bu yüzyılda gerçekleşebilecek suikastler. Belki robotu da ortadan kaldırarak ameliyatlar yapılır, 21.yy'ın ikinci yarısında. 

Korkmayın Ruhselman Cennet-Cehennem Sorununu Çözdü, Allah Dünya'yı (En Azından Türkiye'yi) Terk Etti Sayısı

Korkmayın Ruhselman Cennet-Cehennem Sorununu Çözdü, Allah Dünya'yı Terk Etti 

Herkesin Abi'si Ruhselman Abi

Ruhselman Abi, herkesin  abisidir. Cennet-Cehennem'den çok bu Dünya'daki ahlaka odaklanan Ruhselman ve İhsan Güven ve Refet Kayserilioğlu'da UFO'ları da hayatımıza sokarak, ezoterik bir inanç sistemi getirmişlerdir. Ruh göçüyle tekabül eden yeniden insanın olgunlaşmasını uman bu takım, Allah'la konuşmuştur ve ikna etmişlerdir onu. Ruh yeniden Dünya'ya gelebilmek için cehenneme gitmemektedir tabii. Bir sanayi kurmuşlardır Ruh Sanayisi. Tabii bunlar kimliklerinden çıkan faraziler. Bu durumda Dünya'da bu inançta olan insanlar arasında bir sektör olmalı. Ruh Sektörü. Öyle ya, Arab Ali'nin enkarnesi olan İhsan Güven Türkiye'de doğuyorsa, belki de siz Dominik Cumhuriyeti'nde doğacaksınız. O zaman bu küresel bir sektördür. Tabii bu masraflı bir olay olmalı ve para akışı gerçekleşmeli. En az yatırım yapmak zorundalar. Siz sadece ölün kısaca ve gerisini merak etmeyin diyor Ruhselman Abi'nin takımı. O zaman ben ruh göçü olduğuna inansam, çocuğumu sipariş etmek isteyebilirim, İhsan Güven'in Ali'nin enkernesi olması gibi, başka bir ülkeden ya da kendi ülkemden ölenlerin seceresi açısından bir ölü seçebilirim. Tabii bu secere de insan fişlenmesi anlamına geliyor. O halde FETÖ gibi, bu kez ruh göçü için bir takım kartoteksler tutulmalı. Ve çocuk sahibi olmak isteyen bu inancı paylaşan insanlar sipariş vermeli içinden. Bu da ekip demek ve para harcamak demek. O halde şundan emin emin olabiliriz ki bir zorunlu para akışı olmak zorunda. Ruh göçüne inanan 1 milyarı aşkın insan var. 6 milyar toplam insan var Dünya'da ve en az her 6 kişiden 1'i ruh göçüne ve yeniden bedenlenmeye inanmaktadır. O halde bu ciddi bir sektördür ve pagan sayısı Dünya'da 1 milyar'ı aşkın demektir.

Kısaca Türkiye'ye ruh göçünü, parapsikolojiyi sokan en ünlü kişilerden Ruhselman Abi, 1960'da ölmesine karşın sosyetede de örgütlenerek ve sanatçılar arasında örgütlenerek Türkiye'nin Atatürk'den bu yana en etkili tarikatını yaratmıştır ve pagandırlar tabii. 

Bu ruh göçü nasıl oluyor, kitleler buna nasıl inanıyor ve İhsan Güven örneğinde olduğu gibi Arab Ali, Türkiye'de İhsan Güven olarak nasıl doğuyor inancını anlamaya çalışıyoruz. Bu Pagan değilseniz ve Atesit'seniz hatta dolandırıcılık içeren ve Allah var diyen ama öze yönel diyen, Allah yok diyerek çıkamayan halkın karşısına paganilk şeyhlerin dolandırıcı olduğu kanaatine kapılmamanız için neden yok. Tabii ki vahiy yoluyla peygamber olan ve bir kitap veren kitlesine peygamberler de dolandırıcı Ateist gibi düşünürseniz. Ama tek bir Tanrı'ya inanmak, bu paganik şeyhlerin dolandırıcılık ağından daha masum ve ahlak geliştiriyor kuşkusuz. Ve bu paganik tarikatlar cinsellikle yakından ilgileniyor. çakralardan özellikle muladara çakrasını (yani avdet bölgesini) açmak ve sağlıklı cinsel hayat tarikatın içinde yer tutuyor.  Tek Tanrı inançları ayıplarla bu bölgeleri kapatırken ve bu yüzden histeri gibi hastalıklara da neden olurken paganik tarikatlar yüceltiyor ve hayatın anlamı haline geliyor. Örneğin raelyen tarikatı'nda toplu seksler yapılıyor hatta ve Türkiye'de bir otelde toplantı yapan bu tarikat, İngiltere'de ise yasak ve klonla insan yapıyor ayrıca. 

Türkiye'de ise sayıları 300.000-800.000 arası olduğu var sayılmakta %1'den daha az insanın ruh göçüne inandığı tahmin edilmekte. Bunların arasında Antakya bölgesinde Nusayriler, bazı batıni İslam tarikatları ve modern spritüelistler yer alıyor.  

Ve bu organize bir ağsa, organize şemada ne olması gerektiğine bakalım Google Al internet derlemesiyle: 
 

Bir organize suç örgütü veya şebekesi, güç ve yasa dışı kazanç sağlamak amacıyla fonksiyonel iş bölümü ve hiyerarşik düzen içinde faaliyet gösteren failler topluluğudur. Türk Ceza Kanunu (TCK) ve emniyet birimlerinin tanımlarına göre bu şebekelerin yapısı şu temel uzuvlardan oluşur: [1, 2, 3]

 

1. Temel Yapı ve Hiyerarşi

Organize bir yapının hukuken suç örgütü sayılabilmesi için en az üç kişinin, suç işlemek amacıyla devamlılık gösterecek şekilde birleşmesi gerekir. Bu yapı şu alt kademelerden oluşur: [1, 2]

  • Lider/Yönetici: Örgütü kuran, yöneten, stratejileri belirleyen ve diğer üyeler üzerinde otorite/hakimiyet kuran tepe yöneticidir. Suçların bizzat işlenmesinde rol almasa dahi örgüt adına verilen her türlü talimattan sorumludur. [1, 2, 3]

  • Yönetici Yardımcıları/Çekirdek Kadro: Liderin kararlarını uygulayan, alt birimleri koordine eden, stratejik ve taktik planları icra eden kritik figürlerdir. [1]

  • Üyeler: Örgütün emir-komuta zinciri içinde yer alan, suça iştirak eden, lojistik sağlayan veya şiddet tekelini uygulayan kişilerdir. [1]

 

2. Fonksiyonel Uzuvlar ve İş Bölümü

Büyük organize şebekelerde roller, profesyonel bir şirket gibi bölümlere ayrılmıştır. Faaliyet alanlarına göre başlıca uzuvlar şunlardır: [1]

  • Eylemciler (Vurucu Tim): Şiddet, tehdit, sindirme veya pusu gibi doğrudan fiziksel güç gerektiren eylemleri gerçekleştiren şahıslardır. [1]

  • Finans ve Kara Para Aklama Ekibi: Şebekenin yasa dışı yollardan elde ettiği gelirleri yöneten, aklayan, yatırımlara dönüştüren veya hukuksuz fon akışını sağlayan uzuvdur.

  • Lojistik ve Tedarik: Silah, mühimmat, uyuşturucu veya kaçak malların temini, saklanması ve sınır ötesi sevkiyatlarını organize eden birimdir.

  • Hukuki ve Siyasi Destek (Yozlaşma Ağı): Organize suç gruplarının faaliyetlerine devam edebilmesi için kritik öneme sahip olan; kamu görevlileri, emniyet mensupları veya yargı organlarındaki yozlaşmış bağlantılardır. Yasal süreçleri manipüle ederler. [1]

  • Sahadaki Destek Elemanları: Gözcülük yapan, araç temin eden, güvenli evleri (hücre evlerini) ayarlayan ve tabanda yer alan kişilerdir.

Organize suçlarla mücadele kapsamında bu şebekelerin çökertilmesi için hem sahada görev yapan üyeler hem de mali ve lojistik destek sağlayan gizli aktörler hedef alınır. [1]

 

Bu durumda bu ruh göçüne inanan tarikatlar kimlermiş Googel Al'ın derlemesiyle bakalım:
 

Ruh göçüne (reenkarnasyon/tenasüh) inanç; Hinduizm ve Budizm gibi köklü Doğu dinlerinin yanı sıra Batı ezoterizmini benimseyen çeşitli Yeni Dini Hareketler (tarikatlar) ve senkretik (inançları sentezleyen) topluluklar tarafından sistemli bir şekilde uygulanır. [1, 2, 3]

Ruh göçü öğretisini merkeze alan başlıca dini akımlar ve topluluklar şunlardır:

  • Yeni Dini Hareketler ve Ezoterizm

    • Ekistler (Eckankar): 1965 yılında Paul Twitchell tarafından kurulan bu hareket, ruhun fiziksel bedenden ayrılarak diğer boyutlara seyahat edebileceğine ve tekamül sürecini tamamlayana kadar defalarca yeniden bedenlendiğine inanır.

    • Vikanlık (Wicca): Modern pagan büyücülük hareketidir. Vikanların büyük çoğunluğu, ruhun arınarak yeniden fiziksel dünyaya döndüğüne (reenkarnasyon) kuvvetle inanır.

    • Güneş Tapınağı Tarikatı (Order of the Solar Temple): 1980'lerde İsviçre'de kurulan kıyametçi tarikat, üyelerinin ölümden sonra Sirius yıldız sisteminde yeniden doğacaklarına ve ruhlarının bu gezegendeki döngüden kurtulacağına inanıyordu. [1, 2]

  • Senkretik ve Bölgesel Tarikatlar

    • Kaodaizm (Caodaism): 1920'lerde Vietnam'da ortaya çıkan bu din; Budizm, Taoizm, Konfüçyüsçülük ve Katolikliğin bir sentezidir. Karma ve ruh göçü inancı bu tarikatın ahlak öğretisinin temelini oluşturur. [1]

  • Tarihi ve Mistik Akımlar

    • Maniheizm ve Mazdekizm: Tarihte ruh göçü inancını benimsemiş ve katı hiyerarşik yapılarıyla tarikatlaşmış eski ezoterik hareketlerdir.

    • Katharlar (Catharism): Ortaçağ Avrupa'sında ortaya çıkan ve ruh göçüne inanan Hristiyan kökenli bir gnostik tarikattır. [1, 2, 3]

Dünya genelinde bu inanışları benimseyen toplulukların sayısı bir milyarı aşmaktadır. Ancak tarihsel süreçte tenasüh inancı, genel Ortodoks İbrahimi dinler tarafından heterodoks (sapkın) kabul edilmiştir. Bu nedenle bu öğretileri benimseyen gruplar genellikle ezoterik ve mistik cemaatler/tarikatlar olarak varlık göstermiştir. [1]

Ruh yapmaya kalksak nasıl yaparız? İnsan eliyle Ruh nasıl yaparız sorusunu soralım.

Öncelikle ruh değil yapay zeka yapmamız daha mümkün. Bir insan 4 dalga boyu yayıyor. önce ona bakalım. Çünkü bu dalga boylarını kaydetmek mümkün olsa sinyaller gibi deşifre ettiğinde o insanın düşünme biçimini deşifre etmiş olursun. Google Al bu dalga boylarını şöyle derlemiş: :

 

İnsanlar düşünürken ve zihinsel aktiviteler gerçekleştirirken, beyindeki milyarlarca nöron birbirleriyle iletişim kurmak için elektriksel sinyaller üretir. Bu elektriksel aktiviteler dışarıya elektromanyetik dalgalar yayar ve bu dalgalar frekanslarına (dalga boylarına) göre alfa, beta, teta, delta ve gama olmak üzere 5 ana kategoriye ayrılır. [1, 2, 3]

Zihinsel durumunuza göre yayılan temel beyin dalgaları şunlardır:

  • Beta Dalgaları (\(13 - 30\) Hz): Günlük yaşamda aktif olarak düşünürken, bir şeye odaklanırken, problem çözerken veya uyanıkken yayılır. En hızlı ve yüksek frekanslı dalgalardır. [1]

  • Alfa Dalgaları (\(8 - 12\) Hz): Gözler kapalıyken dinlenirken, meditasyon yaparken veya hafif bir uyuşukluk halinde ortaya çıkar. Zihinsel rahatlama ve öğrenme kapasitesiyle ilişkilidir. [1, 2]

  • Teta Dalgaları (\(4 - 8\) Hz): Derin uykuya geçiş aşamalarında, derin meditasyon anlarında ve hayal kurarken yayılır. [1, 2]

  • Delta Dalgaları (\(0.5 - 4\) Hz): Rüyasız derin uyku evresinde görülen en yavaş dalgalardır. [1]

  • Gama Dalgaları (\(30\) Hz üzeri): Yüksek seviyede bilişsel işlem, hafıza geri çağırma, odaklanma ve ani kavrayış (öğrenme) anlarında meydana gelir. [1]

Tıbbi olarak bu dalgalar EEG (Elektroensefalografi) adı verilen cihazlarla kafa derisine yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla ölçülür. Beynimiz bu dalgaları yayarken oluşturduğu elektromanyetik alan çok zayıftır ve sadece kafa derisindeki hassas sensörler tarafından algılanabilir; dışarıdan teknolojik cihazlar olmadan başka bir insan tarafından "okunması" veya telepati gibi durumlar bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. [1, 2]

Şimdi bu dalga boylarının kaydedildiğini varsayalım. Bir de beyinin içinde elektromanyetik alan oluşuyor. Öyle ki depresyondan bile şok tedavisi uygulayarak bu alana depresyon yani düşünme biçimi değiştiriliyor. Bu manyetik alanın da kaydedildiğini ve beyninizin mikro filminin çekildiğini varsayalım. O halde elinde neron dizilimleri de olan bir adamın dalga boyları, düşünme biçimi yani ve manyetik alanını bir bilgisayara kaydederseniz bir ruh değil ama yapay zeka yaparsınız kanaati içindeyim. Başka da ruh yok, çünkü beyin tüm loplarıyla (hafıza loğu çok önemli) düşünüyor ve düşünüyorsanız ruh var yani beyin fonksiyonlarını yerine getiriyor. 

Şİmdi de elektromanyetik alanına bakalım beynin. Google Al internetten derleyerek şöyle diyor:

Beyin aktivitesi, nöronlar arasındaki elektriksel ve kimyasal iletimler sonucunda zayıf elektromanyetik alanlar oluşturur. Bu alanlar EEG (elektroensefalografi) veya MEG (manyetoensefalografi) gibi cihazlarla ölçülebilir. Ayrıca bu elektromanyetik dalgalar uyku (delta, teta), sakinlik (alfa) veya aktif düşünce (beta) gibi zihinsel durumlarla doğrudan ilişkilidir. [1, 2, 3]

Aşağıda elektromanyetik alan ve beyin ilişkisinin temel yönleri listelenmiştir:

  • Nöronal Aktivite: Beyin dalgaları, sinir hücrelerinin (nöronların) senkronize (uyumlu) bir şekilde ateşlenmesiyle ortaya çıkan elektriksel akımların manyetik yansımalarıdır. Bu alanlar serbest uzayda ışık gibi yayılmazlar; doku içindeki iletimle sınırlıdırlar. [, 2, 3]

  • Bilincin Elektromanyetik Alan Teorisi (CEMI): Bazı bilimsel teoriler, beynin yarattığı bu elektromanyetik alanların sadece bir yan ürün olmadığını, bilincin kendisinin veya bilgi entegrasyonunun bir parçası olabileceğini öne sürer. [1, 2]

  • Dış Etkiler: Telefon veya baz istasyonu gibi çevresel cihazların yaydığı yüksek frekanslı radyasyonun beyin üzerindeki etkileri tartışmalıdır. Uyku kalitesi ve konsantrasyon gibi konularda kronik maruziyetin olumsuz etkileri olabileceğine dair çalışmalar bulunmaktadır. [1, 2]

  • Tedavi Amaçlı Kullanımı: Elektromanyetik alanlar, tıp alanında tedavi için de kullanılır. Örneğin, Transkraniyal Manyetik Uyarım (TMS) yöntemi, kafaya yerleştirilen özel elektromıknatıslar ile zayıf manyetik alanlar üreterek depresyon gibi hastalıkların tedavisinde beyin ağlarını uyarır ve yeniden düzenler. [1]

Kısaca Tek Tanrılı dinler de ruh var dese de ruh yoktur. Çünkü beyin öğrenerek ve genetik olarak mizacı aktararak çevresel faktörlerle bir kişilik oluşturur yaşamı boyunca. Ruh da zaten budur yani beynin oluşturduğu tüm kişiliktir. O halde özellikle de Ruhselman'ın ve devamında gelen spritüel şeyhlerin iddiaları bir şarlatanlıktır. Tek Tanrılı dinler bir yaşama, mirasa kadar uzanan ve yeme içmeyi de içine kapsayan yasalar bütünü getirir. Bu açıdan  kabule edilebilir görünür ölümden sonra ne olacak sorusunu soran insanoğlunun bu korkunç sorusuna cevap olarak. Ve genel kanı ve devlet desteklemektedir hatta tüm Dünya'da tek Tanrı inancının dinlerini. Ama diğeri paganiktir. Şöyle düşünün çok Tanrı'dan tek Tanrı'ya düşmek bir devrimdir insanoğlunun korkuları açısından ve yasalar bütünü onu çağının en iyisi haline getirmektedir. O yüzden hürmet de sunmak gerekir bu insanın devrimine. Ama ruh yok, ruh yoksa Tanrı yok. Beyin bir et yığını değildir, öğrenir, ilk öğrendiği hatta konuşmaktır. Sonra her şeyi öğrenir eğitim hayatı boyunca, tetkik yapar, yani analiz ve gözlem yapar. Beyin genetik aktarımla gelir ve mizaç doğuştandır ama çevresel faktörlerle kişilik biçimlenir. Kuvvetle muhtemelen tüm dinler ruhla başlıyor da o yüzden Tanrı inancı ortaya çıkıyor. Bu da Tanrı'nın animizden doğduğunu gösteriyor. Aslında bir başka açıdan bakarsak, ölünce ne olacak sorusuna eşyalarıyla gömülen eski insan profilini hatırlayacak olursak, yaşam devam etmek zorundadır algısına sahip. Yok olmak çıldırtıcı gelmektedir. Ama kefeniyle gömülen, oraya kadar inen Müslüman definleri son halkadır, yanında hiçbir şey götüremeyen insanın aslında yok olacağı ölümle kabulünün son aşaması olan dinidir sanırız. Ama III.Dünya Savaşı gerçekleşirse nükleer bomba ve radyasyondan yanan insanların ve güneşin yok oluşuyla dumanlar sonrası çaresiz insanı Allah'ı gördüğünü bile söyleyecek. İnanç, çaresiz insanın sığındığı yegane büyük kurtarıcıyı aramasıdır. Ama tarih yapıcı Allah değil, insandır. 

Yeni bir tedavi yöntemi çıktı 150 yıl yaşatmak için insanı ve Putin bunu kullanmak için Rusya'da çalışma başlattı ve aşı formüle edilmiş. Bunun yaygınlaşması gerekiyor ve insan ömrünün 150 yıla sağlıklı şekilde çıkması mükemmel olay tabii. Yapacağı şey devletlerin tedavi yaygınlaştığında sağlık sistemine almak. İnsan mükemmel bir şey, insanlık onurunu yükseltmek ve insanoğlunun yok olamaması için çalışmak da ayrı bir erdem. 

(Bkz: https://www.donanimhaber.com/unlu-genetikci-insan-omru-150-yila-uzayacak--201279)

(Bkz: https://www.dunya.com/dunya/rusyadan-omru-150-yila-cikaracak-tedavi-putinin-talimatiyla-gelistirilen-asi-formule-edildi-haberi-822869

Bu durumda ahkamların en güzel eşref-i Mahlukat yani mahlukatların en şereflisi olan insanın omzunda yükselen uygarlık tarihini bitirmemek savaşlarla, daha da yükselmesini sağlamak için nefes aldığımız sürece var olduğumuz şu hayatta çalışmak gerekiyor. Bak dışarıya... Telsa elektriği bulmasa elektrik mi vardı, hatta bilgisayar, yapay zeka mı vardı. Bak bezelye yiyorsun, melez tohumun ilk mucidi Mendel olmasa gen bilimi mi vardı, saç ekteremiyordun güzelliğine düşkün insanoğlu. Newton olmasa Dünya Kanunu yoktu, yerçekim yasaları hüküm sürmüyormuş gibi davranıyordun ve sanayi devrimin yoktu, Galileo olmasaydı Dünya'yı hala belki de düz sanıyordun. Ve daha pek çok bilimadamı ve tabii ki mühendis bize rahat yaşamanın yollarını açtı. İlk tekerleğin buluşunu da unutmayalım, be büyük icat! O halde bunlar ne din kitapların yazdı ne Allah söylediyse insan çok kıymetli. Sen de yani ataların da ahlakınla cezbediyordun ülkende. Hukuk uygulayıcı ve uyucusuydun. O halde insanı sevmek ilk erdem olmalı. Yoksa sonra bir nefes aldığımız hayat bittiğinde (umarım yaşlılıktan ölür herkes) yok olacağız ama insan soyu ilelebet yaşar umarım. 

(Hasret Gültekin-Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli?

https://www.youtube.com/watch?v=Q4WUDFWVZSw&list=RDQ4WUDFWVZSw&start_radio=1)

Biraz tanıyalım isterseniz Ruhselman'ı: Dr. Bedri Ruhselman (1898–1960), Türkiye’de Deneysel Yeni Ruhçuluk (Neo-Spiritizm) ve metapsişik biliminin öncüsü olan tıp doktoru, müzisyen ve metafizik araştırmacısıdır. Prag ve İstanbul'da tıp eğitimi alan Ruhselman, ruh-madde ilişkilerini bilimsel ve sistematik bir temelde incelemiştir. 

Vikipedia ise hayatı şöyle: 

Bedri Ruhselman (1898, İstanbul - 18 Şubat 1960, İstanbul), Türk hekim, keman virtüözü ve neo-spiritüalizmin ya da Türkçedeki adıyla, deneysel yeni-ruhçuluğun (neo-spiritualisme expérimental) kurucusudur.

Dr. Bedri Ruhselman, 1898 yılında, İstanbul'un Fındıklı semtinde, Setüstü'ndeki kendi evlerinde dünyaya geldi. Ruhselman'ın soy kütüğü, Kafkasya'da yaşayan Çerkeslerin Şapsığ koluna kadar uzanır. Babası, kıdemli yüzbaşı askeri cerrah Cemal Efendi, annesi ise Kastamonu kale kumandanı Binbaşı Hüsnü Efendi'nin kızı Safiye Hanım'dı.[1]

Avrupa ve ABD'de spiritizm ve deneysel spiritüalizm adıyla bilinen, reenkarnasyonu ilke edinen ruhçuluğu geliştirmiş, ruhçuluğa yeni kavramlar getirmiştir. Türkiye'deki metapsişik çalışmaların öncüsü olarak kabul edilir. Hiç evlenmemiştir. Bedeni Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiştir. Önce noterde, sonra banka kasasında, 54 yıl boyunca saklı tutulan, beklenen kitabı 2 Nisan 2013 tarihinde MTİAD1950 Yayınevi tarafından yayınlanmıştır.[2] Bu kitapta Allahevrim ve ruh göçü konularını inceliyor.[3]

18 Şubat 1960 tarihinde Harbiye'deki evinde bir kalp krizi neticesinde ölmüştür.

Peki Dost Tarikatı'nın hiyerarşik şeması nasıldır? Google Al'ın internetten derlediklerine bakalım: 

Dost tarikatı (veya Dost Grubu), 1980'lerde ve 90'larda Dr. Refet Kayserilioğlu tarafından kurulan ve liderliğini daha sonra emekli Binbaşı İhsan Güven'in üstlendiği iddia edilen ezoterik bir gruptur. Standart bir İslami tarikat şemasından farklı olarak; hümanizm, uzaylılar, reenkarnasyon ve gizli ilimlerin harmanlandığı felsefi bir yapıya sahiptir. [1, 2, 3, 4]

Yapılan araştırmalar ve iddialara dayalı hiyerarşik şeması şu şekildedir:

  • Beyti Dost (Lider/Metafizik Önder): Grubun kurucusu diş hekimi Dr. Refet Kayserilioğlu'dur. Kendisi "Beyti Dost" mahlasıyla öğretileri yaymış ve üyeler tarafından ilahi bir varlık veya elçi olarak kabul edilmiştir. [1, 2]

  • İhsan Güven (Grubun İkinci Lideri): Emekli Binbaşıdır. 2004 yılında eşiyle birlikte öldürülen İhsan Güven, grubun ana yöneticisi ve uygulayıcısı olarak bilinir. [1, 2]

  • Dost Meclisi / Müritler: İş insanları, sanatçılar, akademisyenler ve müzisyenlerin yer aldığı kapalı bir topluluktur. Pop müzik sanatçısı Çelik Erişçi ve merhum müzisyen Uzay Heparı'nın ailesi bu grupla anılan isimler arasındadır. [1, 2]

  • Sevgi Dünyası Dergisi: Grubun fikirlerini, duyurularını ve "Beyti Dost" celselerini yayımladıkları basın organıdır. [1, 2]

Öğreti merkezli temel prensipleri:

  • Klasik dinî kurallar ve ritüellerden ziyade, evrensel sevgi ve hümanist yaklaşımlar.

  • Kozmik öğretiler, ruhçuluk ve felsefi tartışmalar.

  • "Dost" olarak adlandırılan yüce bir varlıktan geldiğine inanılan ilhamların uygulanması. [1]

Dost Meclisi ile ilgili bulabildiğimiz tek şey ise Ankara Dost Meclisi Platformu adı altında akademisyen, iş insanları ve kanaat önderlerinden oluşan bir oluşum. Tabii ki alakasının olduğunu sanmıyoruz. Ama bu platforma bakmışken kendisinden aykırı da olsa bahsedelim dedim. Bu platform iki yıl önce kurulmuş. Başkanlığını Salih Ziya Kul yaparken bir de başkan sıfatıyla internette google al taradığında karşımıza Ali Rıza Ercan çıkıyor. 64 üyesi var hepsi de Ankara'nın ilçelerinin tanınan, bilinen insanları. Hiçbir siyasi partiye bağlı kalmadan yoluna devam eden platformu kutluyoruz. Dost Meclisi sözü tabii ki halk müziğine de konu olmuş, günlük değimlerde de yer alan sıcak bir sözcüktür.  

(Bkz: https://www.yeniufukgazetesi.net/haber/21854267/dost-meclisi-platformu-yeni-toplantisini-ankara-dikmende-yapti)

Bu Vesileyle Uzay Dinlerinin Dolandırıcı Ahlaksız KÖpekleri, İnsanla Dalga Geçmekte Beis Görmemektedirler. Ahlak Zafiyetleri ve Entellektüelite Düşüklükleri Olmasaydı Aralarında da Olmazlardı. 

Onlar doğdukları aile ya da toplumun dinini taşımıyor, bir başkasını kandırmak ve önce kendini egosunu tatmin etmek için yeniden doğmak isteğiyle kandırarak dolandırıcılık ağının parçası olmakla kalmıyor, yere düşse, kapaklansa biri tekme atıp gülecek kadar sefil ahlaklarıyla kalkmaya çalışan insana da tekme atıp eğlenen lümpen sefiller gibi düşük entellektüeleri ve farkına vardıklarında dolandırıcılık ağının sefil hallerine devam ederek yaşamayı ilke ediniyorlar. Başörtülüler arttığında karga tulumba onları polis otosuna bindiren kıyafetleri nedeniyle ve ikna odalarında başını aç diye psikolojik işkence yapan da aynı sefillerdi. Sayının çok olması bir kitleyi yere kapaklanmaya itmişti ve Paganik Atatürk'ünüz Nur Sertel ve Kemal Alemdaroğlu'nda vücud bulmuştu. Ki O Nur Sertel ki Sevgi Dünyası Dergisi'nde Doçentlik sınavında Dost Tarikatı Şeyhi'nin yardımını gördüğünü beyan etmişti. refet Kayserilioğlu'yla UFA'lara da inandığını sandığımız Nur Sertel'in bir üniversitede rektör yardımcısı olması garabetti, kimse bunu söylemedi. Kabul edelim Uzay Dini'ne inanmak lümpenliktir. Bir lümpenden beklenen her davranışı bu süreç içinde gösterebilirler. Biraz fazla aşağıladım ama haksız değilim. Benim anlamadığım Atatürk gibi Aydınlanmayı Türkiye'de baki kılan bir adamla bu sefiller nasıl yan yana geliyor. Paganik Mustafa Kemal'le daha sefil görünüyorlar. Egonuzu törpülemeyi, insan sorumluluğu almayı öğrenemiyorsanız insan içinde fazla gezmeyin derim. Hitler'in de profesörleri vardı ve profesörlük sizi korumuyor bayanlar/baylar. 

Ve İBDA-C'li olduğu için Mirzabeyoğlu, bu yapı hiçbir zaman basında tam olarak aydınlatılamadı. Nur Sertel'in Doçentlik sınavına telepatiyle (!) yardım eden Dost Tarikatı Şeyhi, Mirzabeyoğlu'na kendisini İsa olarak tanıtırsa halka bırakacağını beyan etti İBDA-C'yi dinlersek. Bu doğru olabilir, çığlık gibi seslerini örgüt yükseltmeye çalışırken TV'de Sırrı Süreyya Önder sesi oldu, kabul edilemez dedi yapılan işkence. Kahpe aynı zamanda, karşıtıyla fikri tartışma yürütmekten aciz bu kitle, kafası da 1500 olarak UFO iddiasıyla da aramızda yaşıyor. Bir kez daha söylemek gerekirse, insan sorumluluğu alamıyorsanız ve egonuzu törpüleyemiyorsanız, insan içine çıkmayın. Bunu söyleyin, özeleştiri verin, yalıtın kendinizi. 

Dünya'yı, halkları uyutmak kapitalistlerin ve Dünya'nın çılgın kurumlarının görevidir. Pentagon da bunlardan biri. Yoksa böbürlenerek kendisini salak yerine Dünya halklarını uyutma pahasına koyan Pentagon'un da UFO gerçeğini anlattığını söyleyecekler. Hatta Trump bıraktı bunu ama uzaylılarla konuştuğunu beyan etmişti bir önceki döneminde. Tentekülü olan uzaylıların müthiş teknolojiyle aramızda dolaşması ama öldürülmesi ve Rusya, ABD'nin yakalayıp üzerinde tetkik yapmasıyla aydınlanan bu uzaylılar gerçeği (!) ve uzaylıların kaçırıp bıraktığı insanlar Türkiye'de taşla kovaladık uzaylıları diyen insanlara göre acz içinde. Ben Bipolarım, yaratıcı bir hastalık: Wirgina Woolf, Slvia Plath gibi: Hızlı düşünen ve uykusuz kalmaya meyilli bir beynim var. Hız benim sorunum. Bu insanlar akıl hastası değil egoları sorunlu Narsist Kişilik, Borderline ve Güç Zehirlenmesi yaşamalarını saymazsak; hepsi şarlatan. Kusura bakma ABD ve Rusya...  Çok üzüntü verici bu insanların toplumu çürütmesi ve Dünya halkları çürüyor Pentagon'dan da destek görerek. Dünya bing bang teoriye göre evren oluşurken oluşmuş bir gezegen. Kısaca evrenle yaşıt Dünya ve İngiletere'nin Shadow füzesi Ukrayna'da Rusları alt edemezken, en iyi süpersonik füze 33.000 km. hızla giderken bu pezevenk uzaylılar Dünya'da fır dönüyor ve onu en iyi bu meczuplarla Pentagon biliyor bir de Rusya. İnsan kuşkusuz ki uzayın en zeki canlısı olarak en eskisi de. Bu da Dünya halkları olarak buyurgan ve manüple eden herkesi kurumlara cevabımız... (Türk yutmaz, kanmaz yani...  İyi niyetini kullanmazsan, o da kahpelik olur.) 

Dünya yani oluşan gezegen soğuyacak da, atmosferi oluşacak da, karbon bileşikleri doğada bulunmaya başlayacak da, ilk hücreli canlı oluşacak da, sonra evrim sinsilesiyle tüm canlılar oluşacak da... 4,5 milyar yıllık Dünyamızda 1 milyon yıllık insanın tarihi başlayacak da, ateşi bulacak da, 50 bin yıl önce dinler çıkacak da avcı-toplayıcı olduğu zamanlarda, sonra yazıyı da keşfedecek de sonra ilk uygarlık Sümerler doğacak da, ilk atlı arabayı da kullanacak da, sonra Lidya'da parayı bulacak da, Çİn'de barutu bulacak da, Hindistan'da sıfır kavramını bulacak da... Sen de 33.000 km hızla giden süpersonik füze yapıp savaşta üstün olduğunu kanıtlayacaksın kana doymayan insanoğlu.  

Çocukluğumda okuduğum Orhan Hançerlioğlu'nun Düşünce Tarihi kitabında diyordu ki insan yüksek bir yere çıktı, aşağıdakilerden korkmadı ama yukardakilere taptı (şimşek vs.). Bilmediğinden korkarsın.., gücünün yetmediğinden, korunma ihtimalinin olmadığından. 

ÖNE ÇIKAN HABERLER

2023 yılından beri lider bir Haber Dergisi olan Dervişin Zikri, dünyanın her yerinden çok çeşitli haberleri devamlı olarak okurlarına iletmektedir. Ekibimiz öncü sektörel uzmanlardan oluşmaktadır. Tüm gelişmelerden anında haberdar olmanızı sağlamak için daima elimizden geleni yapıyoruz. Aşağıda yer alan en son haberlerimize bir göz atın.

Kentsel

200 TL'nin Tragedyası

Dolar 27 Lira’yı geçti, seçimden sonra hızla yükseldi. Asgari ücret ise 13.414 Lira. Enflasyon ise ENAG'a göre %128 seviyelerinde. TÜİK'e göreyse geçen yılın Ağustos ayına göre %58,94 gerçekleşti Ağustos ayı enflasyonu. 

200 Lira, en yüksek para nakit olarak. Bu da 200 Lira’nın varoluşuyla gelen tragik hatası. Ama ne yapabilir, yazgısı bu, TL Ailesi’nde basılan her son para gibi. Borcunuz milyarlar bile olsa vereceğiniz para 2oo Lira’lardan oluşuyor en fazla nakit olarak. Haklılığında ısrar tragik hatayı getirir. Sonunda Kreon kazanır. Tragedya Kreon’un kazanmasıyla biter. Bu kazanım aslında Kreon hayatta kalsa bile tragik kahramanın ölümü ve Kreon’un aslında sevdiklerini kaybedişiyle başka şekilde ölüşüdür. Katarsise gelince hepimiz 2oo Lira’yla özdeşleşmiş durumdayız, alım gücü 50 Lira seviyesinde olsa da. Ceza alması, 200 Lira’nın ölümü vatandaşın sağalmasını sağlayacak. Elindeki en büyük para ölmüş, yerine 500 Lira geçmiş olacak 200 Lira’nın bir zamanlar ki değeriyle.

Sanki, Antigone 200 Lira. Savaş meydanında ölen 100 ve 50 Lira’ların (kardeşlerinin) gömülmesini istiyor. (Cenaze törenini hak edemeyen bir para olabilir mi? Her para, kutsal olduğu için gömülmelidir.) Kreon Erdoğan ise, karaborsa, devalüasyon, dış güçlerle (sık sık vurguladığı gibi), 5-10 Lira değerine düşen 50 ve 100 Lira’yı savaş meydanında kurdun kuşun parçalayarak yemesine bıraktı. TL’nin TC tarihi boyunca ABD Doları’yla ilginç yazgısı, 200 Lira’nın da peşini bırakmıyor. 200 Lira sonunda intihar edecek. Üstelik Kreon Erdoğan’ın 500, 1000 Lira’yı basmak istememesi yüzünden hepten ölecek.

Antigone’yi hatırlayalım. Antigone’ye Kreon’un oğlu aşıktır ve nişanlıdırlar da. Başlangıçta Antigone’yi savunur, umutsuz bir geri dönüş cezasından istemiyle Kreon’la konuşur. Kardeşinin gömülmesini isteyen Antigone tek başına bir mağaraya kapatılıp ölüme terk edildiğinde intihar eder, Kreon’un oğlu da. Ekonomi Bakanı Mehmet Şahin de, Maliye Bakanı olarak enflasyonun düşme sözünü veremese de, Erdoğan Ekonomisi’nden dönmeye çalışarak TL’yi kurtarmaya çalışmaktadır. 200 Lira intihar ettiğinde, ki bir mağarada tek başına ölüme terk edilmiştir, Mehmet Şahin de intihar edecektir kaçınılmaz olarak. Kreon Erdoğan, 200 Lira’nın üzerini para basmamakta ısrar edişinden vazgeçtiğinde 200 Lira da yoktur, Mehmet Şahin de.

200 Lira, canlıyken Hades’e gönderilen ilk ölümlü paradır 21 yıllık AK Parti tarihi içinde. Henüz hayatta ve Kreon’la kavga etmektedir.  Bir tarih vermek gerekirse 1-1.5 yıl içinde intihar edecektir. Tanrıların buyruğunu yerine getirdiği için mutludur ama ölüm kolay değildir. 100 Lira’nın yerini almış, gömmüştür bir anlamda 100 Lira’yı ve 50 Lira’yı çoktan. Bu Kreon tarafından affedilmez. Kaçınılmaz olarak 50 Lira değerine düşen 200 Lira, 20-10 Lira değerine düştüğünde ve bunu koruduğunda, TL Aile’sinin yazgısını yaşayacaktır. Kavga 1-1.5 yıl daha sürer, sonra oyun biter. Karaborsacılar, dış güçler artık rahat edebilir. Seçim erken olmayacaksa da bir yenilgi yaşayacaktır Kreon Erdoğan.

pembe duman

Okçu Ustası Kılıçdaroğlu

Bir arkadaşım anlatmıştı bu fıkrayı: En iyi okçu ustası ok atmayı bilmeyendir. Fıkra burada bitiyor.  Kılıçdaroğlu da ‘Sağ mı kaldı, sol mu kaldı’ değişiyle ok atmayı bilmeyen en iyi okçu ustası oldu. Eğer işçinin emeğini almasında, hakkının hayata geçirilmesinde sorun varsa, sol da sağ da söz konusu. “Hak, hukuk’tan bahseden Kılıçdaroğlu, işçi sorununu da unutmuş görünüyor. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı, Aristoteles gibi söylersek “En iyi sendika göklerdedir’le çözülemiyor. Kapıcıları örgütlemeyi düşünen Kılıçdaroğlu muhbir mi bilinmez ama, ülkücü, İslamcı sendikalar da göz önüne alındığında fişlenmiş vatandaş öneriyor halka. Ayrıca “Devleti milletin denetleyeceğini” söyleyerek ve vadederek yabancı ülkelerin de kaçınılmaz olarak TC’yi denetleyebileceğini söylemiş oldu. Şeffaf devlet değil halk tarafından denetlenen devlet, devlet sırlarının ifşası, Kılıçdaroğlu’nun seçim vaatlerinden biriydi.

AB, Amerika Komisyonları, Gençlik ve Kadın Kolları’ndan oluşan CHP, bu haliyle lümpen parti. Geriye faşist olduğunu ilan etmek kaldı.

Ne olacak CHP’nin hali. Altı oku olan, sürekli devrim ilkesini sağ mı kaldı sol mu kaldı’yla ortadan kaldıran Kılıçdaroğlu işçi, köylü ve memur’dan oy istedi. 8’li masa da oldukça ilginçti: Asena ve DYP’li Meral Akşener’in İYİ Parti’si, DYP, Mühendis olup Ekonomi de Yüksek Lisans yapınca en iyi ekonomist olan light motif, sürekli önümüze gelen, kişi başı hasılanın 1o.ooo Dolar oluşuyla Babacan yani DEVA ve utanmadan düşük profilli Başbakan dedikleri Davutoğlu yani Gelecek Partisi ve 28 Şubat’ta tankları yürüttükleri bir zamanların Refah Partisi’nin ve Sivas Katliamı sırasında Belediye Başkanı olan Karamolloğlu, Yeşil Sol Parti ve Suriyelilerin gönderilmesini isteyen, beyanatlarında ötekiye düşman, havadan nem kapan Zafer Partisi.

En iyi okçu ustası Kılıçdaroğlu ise ok atmayı bilmemesine rağmen seçimleri yine kaybetti. Bir zamanlar ulusalcı olan kanat yokken, sosyal demokrat kanat da -ki öyle biliniyor parti olarak- CHP’yi terk etti ihraçlarla ve küskünleşerek ve Ülkü Ocakları Eski Başkanı’nın da üye olduğu parti oldu. Sosyal Demokrat mı kaldı, Atatürk mü kaldı diyerek, oku olmayan okçu ustası Kılıçdaroğlu 2023 seçimlerinden yenildi ama zaferle ayrıldı. CHP’nin oyu %28’lere yükseldi, ki TBMM’ye giren milletvekili oranı %21’di bir önceki seçimde. Eski oy oranı %25,06’yı hatırlayacak olursak %3 puanlık artış, Kılıçdaroğlu’nun ok atmayı bilmemesinden kaynaklanıyor. Ambleminde 6 oku olan CHP, ok atmayı bilmeyen Kılıçdaroğlu’yla %3 puan yani 1.5 milyon insanı etkileyerek yükseldiyse, CHP biraz daha ne yaptığını bilmez olduğunda kesin seçimi kazanacaktır. Belediye Seçimleri’nde Belediye Başkanları yarışacağı için belediyelerini korusa da bu genel seçimler için bir şey söylemek, bir 5 yıl sonrası için projeksiyon yapmak doğru olmaz. Biraz daha saçmalaması 2028 seçimlerinde beklediğimiz şey. Kolay gelsin Kılıçdaroğlu.

Gelecek Sayı
Ezilen Kadınların Öfkesi
Gericiliğe Bakış ve İslam Aydınlanması
Gelecek İç Savaş mı, Askeri Darbe mi Geliyor
Kitap Tanıtımları
Ahmet Ümit'in Yazarlığı
Politik Fıkralar
Pratik Yemek Tarifleri, İçki ve Meze Yapımları

 

Editör'den Birkaç Söz... 

Sona yaklaşmış bulunuyoruz. Çağ; savaşlar, emeğin düşük satın alındığı enflasyonların çok olduğu bir çağ. Mutlu günler yaşadıysak da artık eskide kaldı. Çalışma yaşamı, ekonomik ağır yük, ders yükü genç kuşak için, orta yaşlılar için  çocuklar... Mutluluk uzak. Çocuklar bile güldürmüyor bizi. Devrim yapmanın sırası. Bunu fısılda. Birine, birilerine "Devrim yapmanın sırası" de. Arkadaşlarınla devrim yap, sonra milyonlar birleşir belki. Bunun şaka olmadığını bil. Gül, para harca harcayabiliyorsan bu ekonomik koşullarda, paylaş. Çalış ve çalışmayı bırak kendi isteğinle. Bir iş yerine 350 kişi başvursa da çalıştığın iş yerinde onursuz bir iş yaşamı varsa ve hakların çiğneniyorsa gemileri yak. Tembel olmayı seç. İnsanlara yardım et. Özgür olmayı düşle. İşçilerle omuz omuza ol ve bir zamanlar işçi olduğunu unutma biraz durumun düzeldiğinde -nasıl'ı olur-, sonra yine işçi olacağını… Kaç alabildiğince… Yanına kitap, dergi, gazete almayı unutma kaçarken. Ve bizim yanınızda olduğumuzu... 

Saygılarımızla,

Dervişin Zikri haber Dergisi Editörü

Reading the Paper

DERVIŞIN ZIKRI HABER DERGİSİ

Bu Haber Dergisi üzerinde çalışmaya tek bir hedefle başladık: Okuyuculara en sevdikleri konularda iletişim kurabilecekleri bir platform sağlamak. Kapsayıcı olmaya ve kişisel veya profesyonel ilgi alanlarınızla ilgili konulara odaklanmaya çalışıyoruz. Özel hikayeleri doğrudan kaynağından sunmak için aralıksız olarak çalışıyoruz Özenle seçtiğimiz yazılara aşağıdan göz atın.

İLETIŞIM

X Cad. Y Sok. World

-

News Cameras
  • Instagram
  • Facebook
  • Twitter
  • YouTube
  • TikTok
bottom of page