
DERVIŞIN ZIKRI HABER DERGİSİ'NE HOŞ GELDINIZ
Sevdiğiniz Her Şey Tek Bir Yerde
Erdoğanizm, Tayyipçilik
Erdoğanizm veya Tayyipçilik,[1] 2003'te Türkiye Başbakanı ve 2014'te Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi idealleri ve gündemi için kullanılan bir terimdir.[2][3] Karizmatik otoriteden önemli derecede türetildiği ifade edilen destekle Erdoğanizm'in, Kemalizm'i tehdit ettiği ve Erdoğan'ın, Mustafa Kemal Atatürk'ten sonra Türkiye tarihindeki en güçlü kişilik olduğu belirtilmektedir.[4]
Genel bakış
[değiştir | kaynağı değiştir]
Erdoğanizm, muhafazakâr demokrasinin kişiselleştirilmiş bir türü olarak, temel idealleri arasında öncelikle seçimsel onaya dayanan, daha az olarak ise güçler ayrılığı ve kurumsal denge ve denetim ilkelerine dayanan güçlü bir merkezi liderliğe, dinin ilham kaynağı olduğuna dair bir anlayışa sahiptir. Eleştirmenler, Erdoğan'ın siyasi bakış açısını sıklıkla otoriter veya seçimle iş başına gelen bir otoriterlik olarak nitelendirmektedirler. Erdoğanizm'in seçim odaklı bakış açısı, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán gibi yabancı liderler tarafından sıklıkla lliberal demokrasi olarak tanımlanmıştır.
Erdoğanizmin, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda temel olan Kemalist ilkelerden uzaklaşmayı ve Erdoğan'ın vizyonuyla uyuşmayan katı laiklik gibi idealleri ortadan kaldırmayı amaçlayan 'Yeni Türkiye'yi kurma arzusundan da güçlü bir şekilde etkilenmekte olduğu iddia ediliyor. Erdoğanizm destekçileri, genellikle Osmanlı İmparatorluğu'ndan gelen kültürel ve geleneksel değerlerin yeniden canlanmasını talep etmekte ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından başlatılan Batı yanlısı sosyal reformları ve modernleşmeyi eleştirmektedirler. Erdoğanizm'e yönelik temel destek, çoğunlukla Erdoğan etrafında bir kişilik kültü gelişmesi ve karizmatik liderliğin baskınlığından kaynaklanmaktadır. Türk muhafazakâr değerlerinin bireysel bir temsilcisi olarak kişiselleşen Erdoğan'ın rolü, 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimleri için "Milletin Adamı" şeklinde çevrilebilecek, "man of the nation" gibi önemli seçim sloganları şeklinde kendini göstermiştir.[5][6][7][8]
Tarih
[değiştir | kaynağı değiştir]
'Erdoğanizm' terimi, ilk olarak Erdoğan'ın 2011 genel seçim zaferinden kısa bir süre sonra ortaya çıktı ve genellikle AK Parti'nin muhafazakâr demokratik ideallerinin Erdoğan'ın demagoji ve kişilik kültüyle birleştiği şekliyde tanımlandı. Terimin kullanımı, Erdoğan'ın küresel sahnede daha fazla tanınmasına paralel olarak artmıştır, bunun başlıca nedeni Neo-Osmanlıcılığa dayanan proaktif (olumsuz bir şeyin olmasını beklemek hyerine erken değişikliklerle durumu kontrol altına almak) dış politika ideallerine dayanan Erdoğanizm'in kapsadığı bir temel faktördür.[9][10]
Temel değerler
[değiştir | kaynağı değiştir]
Mustafa Akyol, Erdoğanizm'i temel olarak Erdoğan etrafında oluşturulan bir kişilik kültüne dayanan bir ideoloji olarak tanımlamış ve ona Rusya'daki Putinizm'e benzer bir popülist otoriterlik şekli olarak atıfta bulunmuştur. Akyol ayrıca Osmanlı İmparatorluğu'nun yüceltilmesini, İslamcılığı, Türk milliyetçiliğini, Orta Doğu'da Batılı siyasi müdahalelere duyulan şüpheyi, Kemalizm'in reddedilmesini ve demokratik sürecin ve seçimlerin belli algılar altında yapılmasını Erdoğanizm'in temel özellikleri olarak açıklamıştır.[11]
İslamcılık tartışmaları
[değiştir | kaynağı değiştir]
Erdoğanizm'in bazı unsurları, özellikle destekçileri tarafından kullanılan siyasi retorik, İslamcılıktan ilham alsa da, Erdoğan etrafında oluşturulan yoğun kişilik kültünün, devlet politikasındaki egemenliği konusunda şüpheci olan sert çizgili İslamcıları izole ettiği iddia edilmektedir. Erdoğanizmin merkezi ve baskın otoritesi, takipçilerin bir lider yerine Allah'a ve İslam'ın öğretilerine bağlı olmaları gerektiğine inanan İslamcılar tarafından eleştirilmiştir. Bu nedenle, Erdoğan'ın baskın egemenliği, özellikle Saadet Partisi (SP) gibi İslamcı partiler tarafından İslamcılığa dayanmadığı, ancak muhafazakâr destekçiler arasında halk desteğini sürdürmek için dini retorik kullanan otoriterlik temelinde olduğu iddia edilen Erdoğanizm'e yönelik İslamcı eleştirileri artırmıştır.[12][13]
Ayrıca bakınız
[değiştir | kaynağı değiştir]
-
Muhafazakâr demokrasi
-
Totaliter demokrasi
-
Avrupa şüpheciliği
-
Batı karşıtlığı
-
Türk modeli
Kaynakça
[değiştir | kaynağı değiştir]
-
^ "Bülent Arınç: "Tayyipçi olmayınız"". CNN Türk. 27 Aralık 2013. 29 Aralık 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi.
-
^ "Tanıl Bora: Erdoğanizm yükseliyor". Cumhuriyet. 14 Ocak 2017. 17 Ocak 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Kasım 2017.
-
^ "Levent Gültekin: Türkiye'de artık İslamcılık yok, Erdoğanizm var". Sputnik. 8 Mayıs 2017. 9 Mayıs 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Kasım 2017.
-
^ "Erdoganism and Turkey's new prime minister – Middle East Monitor". Middleeastmonitor.com. 23 Mayıs 2016. 29 Ekim 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 5 Kasım 2017.
-
^ "Türk tipi Başkanlık Sistemi nedir Kuzu açıkladı". Internethaber.com. 6 Kasım 2015. 7 Kasım 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2016.
-
^ Doug Bandow (27 Haziran 2015). "Why Both Erdoganism and Kemalism May Finally Be Dead in Turkey". Huffingtonpost.com. 29 Haziran 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2016.
-
^ Zoltan Simon (28 Temmuz 2014). "Orban Says He Seeks to End Liberal Democracy in Hungary". Bloomberg.com. 29 Ocak 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2016.
-
^ East 61 Turkey. "Erdoganism and democracy". Eastonline.eu. 22 Ağustos 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2016.
-
^ Awiti, Alex (2 Ekim 2011). "Erdoganism: A Word of Caution". Intpolicydigest.org. 3 Şubat 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2016.
-
^ "Party purges and a war against the Kurds move Turkish President Erdogan closer to one-man rule". Gisreportsonline.com. 24 Mayıs 2016. 12 Ağustos 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2016.
-
^ Akyol, Mustafa (21 Haziran 2016). "Erdoganism". Foreign Policy. 28 Nisan 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2016.
-
^ Mustafa Akyol (30 Mart 2015). "Is 'Erdoganism' threat to Turkey's Islamism?". Al-monitor.com. 1 Nisan 2015 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 30 Temmuz 2016.
-
^ Yavuz, M. Hakan; Öztürk, Ahmet Erdi (18 Şubat 2019). "Turkish secularism and Islam under the reign of Erdoğan". Southeast European and Black Sea Studies. 19: 1-9. doi:10.1080/14683857.2019.1580828 . ISSN 1468-3857
Erdoganomics’in kökeni İslam Ekonomisi’ne mi dayanıyor?
Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de yeniden cumhurbaşkanı seçildikten sonra doğal olarak yeni bir kabine atadı.
Mali ve ekonomik bakanları belirlemesi Batılı siyaset ve medya çevrelerinde büyük yankı uyandırdı.
Bu atamalar, ana akım ekonomik ve finansal geçmişlere sahip kişilerden oluşuyordu.
Batılılar için Hafize Gaye Erkan'ın Merkez Bankası Başkanlığı'na, Mehmet Şimşek'in ise Hazine ve Maliye Bakanlığı'na atanması, ana akım kapitalist ekonominin Erdoğan'ın sözde "İslami" ekonomik modeline karşı zaferinin işaretiydi .
Erdoğan, uzun yıllar boyunca faizin bütün kötülüklerin anası olduğu ve enflasyona yol açtığı görüşünü savundu.
Böylece borçlanmayı artırmak ve sözde verimliliği artırmak için faiz oranlarını düşük tuttu.
Batılı geleneksel ekonomistler, Erdoğan'ın faiz oranlarına karşı İslam'a dayalı muhalefetinin büyük enflasyona yol açtığını ve Türkiye'nin ekonomik koşullarını kötüleştirdiğini tekrarlayıp durdular.
Faiz konusu çok fazla ilgi gördü.
Başarısı Erdoğan tarafından İslami kimliğini pekiştirmek için kullanılabilir.
Başarısızlığı, ana akım kapitalist ekonomik çerçevenin üstünlüğünün bir başka örneği olarak pazarlandı.
Bu durum, Türkiye ekonomisinde faiz oranları konusunda manşetler ve abartılı açıklamalar yoluyla söylem savaşlarının yaşanmasına yol açtı.
Batı medyası, Erdoğan'ın görüşlerinin bazı Batılı ekonomistler, örneğin Yale Üniversitesi ekonomisti, merhum profesör Irving Fisher tarafından da savunulduğundan nadiren bahsetti .
Profesör Fisher (ö.1947) faiz oranlarının doğası ve teorisi üzerine birçok kitap yazdı.
Salgın döneminde Batılı rejimler ekonomik faaliyeti canlandırmak için faiz oranlarını düşürdüler.
Japonya gibi bazı ülkelerde ise ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla faiz oranları negatif bölgede kaldı .
Yani Erdoğan'ın düşük faiz politikası Batı medyası ve uzmanlarının yansıttığı kadar sıra dışı değil.
Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, Türkiye'nin ekonomik sorunları sadece faiz oranlarından ibaret değildir.
Kötü yönetim ve ağır yolsuzluklarla ilgili başka sistemik sorunlar da var .
Örneğin, 2018 yılında bazı Batılı medya kuruluşları, Türkiye'nin yüksek dış borcunun, ülke ekonomisinin zayıf performansının temel nedenlerinden biri olduğunu dile getirmişti .
Bazı Türk analistler ise Erdoğan'ın inatçı ekonomik politikalarını sadece yerel düzeyde yorumladı.
Düşük faiz oranlarının Erdoğan'ın yandaşlarına ucuz faizle para sağladığını savundular.
Yani bu politikayı ekonomik sebeplerden ziyade siyasi sebeplerle sürdürdü.
Bu bakış açısına sahip olanlar, ortalama bir Türk vatandaşının, diğer ülkelerdeki insanlar gibi, faiz oranları düştüğünde bir anda uyanıp yatırım amaçlı bankalardan yüklü miktarda borç almaya başlamayacağını savunuyor.
Türkiye'deki elitlerin sosyo-ekonomik yapısını yakından tanıyanlar, bankaların önemli teminatlarla kişilere kredi verdiğine dikkat çekiyor.
Türkiye'de bu kesim genellikle iktidar elitinin yandaşlarından oluşuyor, dolayısıyla düşük faiz oranları onlara yaradı ve Erdoğan'a destek sağladı.
Eğer Erdoğanomik, İslam ekonomisi paradigmasında derin köklere sahip olsaydı, Türk toplumunun yoksul kesiminin önemli ölçüde kalkınması mümkün olurdu.
Devletin tüm gücünü elinde bulunduran mevcut iktidar elitleri, son 20 yıldır, en azından mikro düzeyde, Türk toplumunun yoksul kesimlerinin yararına bazı devrim niteliğinde ekonomik politikalar uygulamaya koymuş olmalı.
Bu konuda çok konuşulurdu.
Ancak AKP'nin 20 yıllık iktidarı boyunca izlediği ekonomik politikalar dikkatle incelendiğinde, Venezuela gibi bir ülkenin Türkiye'ye kıyasla çok daha İslami kökenli politikalar uyguladığı açıkça görülmektedir.
Dolayısıyla, ABD öncülüğündeki acımasız kapitalist rejimlerin tüm ekonomik öfkesi , Venezuela'nın kapitalist olmayan politikalarının başarısız olmasını sağlamak için ona yöneltildi.
Türkiye hükümetinin politikalarını İslam'a bağlamak en iyi ihtimalle safça, en kötü ihtimalle de yanıltmaya yöneliktir.
Erdoğan'ın siyasi partisi kendisini İslami bir hareket olarak tanımlamıyor.
Türkiye dışındaki pek çok Müslüman, Erdoğan'ın İslami sembolleri ve sloganları fırsatçı bir şekilde kullanması nedeniyle bu olguyu kavrayamıyor .
Bazı gayrimüslimlerin bu konuda birçok Müslümandan çok daha ihtiyatlı davrandıkları ortaya çıktı.
Dr. Karin Kneissl, Avusturya Dışişleri Bakanı olmadan önce 2007'de verdiği bir röportajda , "Aslında bu tür bir hükümetin [AKP] Avrupalılardan ziyade Amerika Birleşik Devletleri tarafından desteklendiğini düşünüyorum. Bunun nedeni, ABD'nin AKP'nin doğru bir İslami parti modeli olduğunu göstermek istemesidir. Şahsen AKP'nin tipik bir İslami parti modeli olduğunu düşünmüyorum. AKP'nin zaferi için çabalayan ABD ve İngiltere, tüm İslami partilerin izleyeceği yolun AKP'nin izlediği yol olduğunu göstermek istediler." demişti.
(Bkz: https://crescent.icit-digital.org/articles/is-erdoganomics-rooted-in-islamic-economics)
Erdoğan da Talat Paşa rolünü üzerine giyiyorsa, 24 yılın ardından gelebilecek olan Yeni Devrim'in taşlarını mı döşüyor ya da döşedi sorusunu soruyoruz ve Talat Paşa'yı tanımaya çalışarak Erdoğan'ın İttihatçıları takip edip etmediğine bakıyoruz. Asıl soru Ak Parti ve Erdoğan Politikaları kaç bileşenden oluşuyor?
Osmanlıcı tavırı İttihat ve Terakki yöntemiyle de manevralılaştırmak bize Erdoğan ve Ak Parti Politikalarının kaç bileşenden oluştuğu sorusunu sorduruyor. Kimdir bu AK Parti diyoruz?
1. Teşkilatçılığını almış olmalı Erdoğan ve sivil beyinle çimento görevi görmeli bu işlev içinde.
2. Cumhurbaşkanlığı ile içişleri bakanlığı görevini bir arada yürütüyor olmalı, yakından ilgileniyor olmalı ve muhalefete yönelik ortadan kaldırma manevraları da Talat Paşa'ya benzetiliyor Erdoğan'ın.
4. KUmarbazlığı benzetiliyor bir de.
Ancak Erdoğan kaç bileşenden oluşuyor diyoruz? İttihat ve Terakki manevrasını da kendisine katan Erdoğan'ın diğer bileşenleri ne? Böylece bertaraf edeceği diğer şeyleri de önceden kestirmek mümkün olacak. Önce Talat Paşa'yı tanımak gerekiyor. Talat Paşa Mustafa Kemal'i de çok etkilemiş ve Modern Türkiye'nin kuruluşunda önemli rol oynamış. Bu yol ayrımındaki Türkiye'nin ya da Yeni Türkiye'nin de mimarı olacak mı? İzlek mi bu yoksa İttihatçılar yine iş başında mı?
Düşüncemizi açalım: Rusya, hükümet açısından da İttihatçıları temsil eden Vatan Partisi açısından da ortak konumunda. Bu II.Mahmut'la da örtüşüyor. Bir de Rabia işareti yaptığı tek millet, tek vatan, tek bayrak, tek devlet anlayışı da Anadolu'nun Türkleşmesini temsil ediyor aslında ve bu yanıyla Talat paşa olduğu kadar, kaybedilen topraklara yönelik yayılmacı politika güdüyor oluşuyla Enver Paşa mı, Cemal Paşa mı? Abdülhamid'le açıklanabilir mi bu durum ve bu tercih bir zorunlu, kanıtlanmış izlek mi yoksa İttihatçılar işin içine girdi mi çoktan. Bizi o zaman Eski Türkiye alışkanlıklarının devamı olan İslam soslu bir yayılmacılık bekliyor. Bir de önerilen Ahlaki Tasavuffi anlayışsa Ziya Gökalp'inki gibi yani ideoloğu varsa AK partİ'nin ve öneri burdan geldiyse İttihat'ın rahat edeceği bir devlet anlayışı bekliyor. Belki de arzuladıkları devlet böylece kurulmuş olacak ve aslında bu bir konsensus. Bu durumda ihtilal beklemek de yanlış, yalnız Mustafa Kemal taraftarları ve ABD bir darbe tasarlamayı düşünebilir. Şu haliyle Atatürk de diktatör ve İttihat da meşrutiyet altında otokrat olan bir hükümet olarak "Ne zaman demokrasi gördük?" diyeceğimiz topraklarda bir demokrasi oyunu yaratıp belki çeperlerine takılan partilerle İmparatorluğu yeniden kazanma yarışına girecekler. Bu soruyu parantez açarak sorduk sevgili okurlar.
Eski paylaştığımız yazıları hatırlarsak Batı merkezli III.Dünya Savaşı'nda NATO'da kalacak olan ama çok güvenilmeyecek ortak olarak gördükleri Türkiye, denge politikası içinde son yaşanan olaylarla da Batı'ya daha yakın duracaktır diye düşünüyoruz ve bu yayılmacılığın anahtarı da Rusya'da değil Batı'da farkında oldukları gibi.
Bu durumda salt Kemalist olanlar da üzülmeyecek, Mustafa Kemal kurucu lider olarak kalacak. 2.yy'da ya da 3.yy'da hiçbir vatandaşa önce Kemalist ol diyemezsin, Mustafa Kemal'e saygı duyması kurucu lider olarak baki kalır herkeste. Mozalesinde rahat uyuyan bir Mustafa Kemal... Olayın böyle olması mümkün. Ancak biz yine de Ak Parti ve Erdoğan'in bileşenlerine bakmaya devam edelim.
1. ABD'nin Ilımlı İslam konjektürünü Ortadoğu'nun radikal İslam örgütlerine örnek teşkil etmesi ve şemsiyesi altına almasıyla açıklanan desteği.
2. İttihatçılar hükümet ortağı olarak izlekte de yer alıyor yukarda bahsettiğimiz gibi, kanaatimiz bunun mümkün olduğu Vatan Partisi ile özdeşleşse de İttihatçılar, dirsek teması içindeler ve kesilmemiş bu temas.
3. Dünya İslam Örgütü'yle entegrasyonu ticareti tahkim etmek olarak değerlendiriyor. Yapılan köprü ve yolların, bağlantıların İslam Dünyası arasındaki ticareti gerçekleştirmesi için olduğunu söylüyor, uzun vadeli yatırımlar olarak değerlendirebileriz.
4. Bir bileşeni de Milliyetçi çizgi. MHP ile tanımlayabiliriz ve İslam'ın yanında Milliyetçilik de aktif rol oynuyor.
5. Avrasyacı İslamcılar seküler Avrasyacılarla köprü rolü oynuyor.
*Bu kertede Muhafazakar Kemalist yaratımı gerçekleşmedi ve tarikatlarla köprü rolü oynayacak bir Muhafazakar Kemalist modeli yok. Belki bu yıllar için erken ama garip şekilde Vatan Partisi'nin ve CHP'lilerin gerçek Müslümanlık bu değil nidalarıyla yaratılan başörtülü Kemalistler (tanıdığım var) ya da evlenebilir olması başörtülü herhangi bir kadınla ya da muhafazakar adamla bir seküler kadın gibi kaynaşmalar ilerde köprü görevi görecek ancak entellektüelini henüz yaratmadı sanırız bu Muhafazakar Kemalist kesim.
Savrulma, İranlaşma tehlikesi hala taşıyor Türkiye, paydaşlarını arttırması gerekiyor AK Parti'nin. Başka partilerden aldığı kişilerle bir seçkiye giden Ak Parti, farklı olan ideolojilere kapı aralamalı Vatan Parti ile görüşmelerine devam ettiği kadar. Nuhun gemisi gibi olmamalı başka partilerden aldığı kişiler, görev almalı.
Herkese geçmiş olsun. Bu oyunu bozamıyorsunuz. Bir elin parmağı olan sol partiler ve nasyonel sol olan partilerle bu iş buraya kadar. Ilımlı İslam'ın sokuluş amacı da 12 Eylül'ün tırpanladığı solu savurmak değil miydi? İhtilal de beklemeyin bence. Ama yine de salt Kemalist olanlar kalkışabilir.
Erdoğan'ı Anarkokapitalizm Üzerinden Okumak (Tanımlayan: Merih Atak)
1. Tarikatlar yani gönüllü gruplar ve tarikat dernekleri ve vakıflarının devletin paydaşı olması, yükümlülüklerini bu tarikat yani gönüllü gruplara devretmesi anarkokapitalizmin göstergesi.
2. Tarım Kooperatifi gibi kooperatiflerle devlet yardımlaşma duygusu yapmakta ve devletin görevlerinden biri yardımlaşma olmaktadır. Yardım derneği gibi hareket etmektedir.
3. Sosyal devlet anlayışı da kömür ve makarna dağıtmaktır. Devlet yardım derneği görüntüsündedir.
4. Devletin görevlerini tarikatlar (devlette örgütlü olarak da) ve tarikat dernekleri almaktadır. BU yükümlülüklerini devretme minimal devlet anlayışına karşılık gelmektedir.
5. Türkiye'ye İslam Bankacılığı'nı sokmuştur ve pazar payı %5,9'dur. Faizleri tutarak banka piyasasının kendisinin dengede kalmasını zorlaştırmaktadır yerine katılım bankacılığı ikame etmeye çalışmaktadır. Nihai hedefi İslam devletsizliği olan bu anlayış, küçülmüş devlet ve özgür tarikat mensupları anlamına gelmektedir. Devlet küçüldüğünde İslam Devleti kurmak daha kolay olacaktır. Tespitlerimiz Türk Sol'undan daha fazladır ve Türk Sol'u da Erdoğan'ı Anarkokapitalist bulmuştur. 6. Gümrük vergileri düşürülmekte piyasaya müdahale edilmemektedir. Hatta enflasyonu çıkartan depocular için dahi yasa çıkmamıştır. Devlet
mümkün olduğunca müdahale etmemekte, kolaylaştırmaktadır.
7. Denetlenmeyen bu tarikatlar ve gönüllü gruplar sözlü anlaşmalarla, doğal anlaşmalarla yaşamaktadır. Doğal hukuk onlar için işlemektedir.
8. Erdoğan Batı'dan daha özgür bir Türkiye'den bahsetmiştir. Çıkan yasalar bunu göstermese de tarikatların ve tarikat dernek ve vakıflarının özgürlüğü, doğal hukuk çerçevesinde korunmakta ve teminat vermektedir daha özgür olabilmeleri için.
9. SADAT gibi özel silahlı güçler, özel güvenlik şirketleri ve dedektiflik büroları gibi emniyetin ve TSK'nın özel sektörle halka indirgenmesi örnek gösterilebilir. Güvenlik artık halka aittir özel sektörlerle ve rekabet halindedir, satılan bir şeydir.
10. Savunma sanayinin dahi devletin olmaması, özel sektörde savunma sanayinin olması da örnek olarak gösterilebilir.
11. KİT'lerin özelleştirilmesi ve devletin sektörlerden tamamen elini çekmesi de anarkokapitalist oluşuna örnektir.
12. Bütün yapılarıyla TC ortadan kalmış oluyor. Devlet yatılı okullarında %40,1 oranında azalma var örneğin. Hepsini tek tek sayabiliriz. Kuleli, Maltepe, Işıklar kalktığı gibi Polis Kolejleri de kalktı. Paralı askerlik çıktı, profesyonel er'ler var örneğin.
13. Devlet memuru sayısını azaltmak da devlet yükümlülüğünden uzaklaşmaktır. Kamuda kadrolu personel sayısı %78'den %60'a düştü örneğin 2022 yılı itibariyle.
Adım Adım Erdoğan'ın Peşinde Sayısı
Erdoğan
ÖNE ÇIKAN HABERLER
2023 yılından beri lider bir Haber Dergisi olan Dervişin Zikri, dünyanın her yerinden çok çeşitli haberleri devamlı olarak okurlarına iletmektedir. Ekibimiz öncü sektörel uzmanlardan oluşmaktadır. Tüm gelişmelerden anında haberdar olmanızı sağlamak için daima elimizden geleni yapıyoruz. Aşağıda yer alan en son haberlerimize bir göz atın.

200 TL'nin Tragedyası
Dolar 27 Lira’yı geçti, seçimden sonra hızla yükseldi. Asgari ücret ise 13.414 Lira. Enflasyon ise ENAG'a göre %128 seviyelerinde. TÜİK'e göreyse geçen yılın Ağustos ayına göre %58,94 gerçekleşti Ağustos ayı enflasyonu.
200 Lira, en yüksek para nakit olarak. Bu da 200 Lira’nın varoluşuyla gelen tragik hatası. Ama ne yapabilir, yazgısı bu, TL Ailesi’nde basılan her son para gibi. Borcunuz milyarlar bile olsa vereceğiniz para 2oo Lira’lardan oluşuyor en fazla nakit olarak. Haklılığında ısrar tragik hatayı getirir. Sonunda Kreon kazanır. Tragedya Kreon’un kazanmasıyla biter. Bu kazanım aslında Kreon hayatta kalsa bile tragik kahramanın ölümü ve Kreon’un aslında sevdiklerini kaybedişiyle başka şekilde ölüşüdür. Katarsise gelince hepimiz 2oo Lira’yla özdeşleşmiş durumdayız, alım gücü 50 Lira seviyesinde olsa da. Ceza alması, 200 Lira’nın ölümü vatandaşın sağalmasını sağlayacak. Elindeki en büyük para ölmüş, yerine 500 Lira geçmiş olacak 200 Lira’nın bir zamanlar ki değeriyle.
Sanki, Antigone 200 Lira. Savaş meydanında ölen 100 ve 50 Lira’ların (kardeşlerinin) gömülmesini istiyor. (Cenaze törenini hak edemeyen bir para olabilir mi? Her para, kutsal olduğu için gömülmelidir.) Kreon Erdoğan ise, karaborsa, devalüasyon, dış güçlerle (sık sık vurguladığı gibi), 5-10 Lira değerine düşen 50 ve 100 Lira’yı savaş meydanında kurdun kuşun parçalayarak yemesine bıraktı. TL’nin TC tarihi boyunca ABD Doları’yla ilginç yazgısı, 200 Lira’nın da peşini bırakmıyor. 200 Lira sonunda intihar edecek. Üstelik Kreon Erdoğan’ın 500, 1000 Lira’yı basmak istememesi yüzünden hepten ölecek.
Antigone’yi hatırlayalım. Antigone’ye Kreon’un oğlu aşıktır ve nişanlıdırlar da. Başlangıçta Antigone’yi savunur, umutsuz bir geri dönüş cezasından istemiyle Kreon’la konuşur. Kardeşinin gömülmesini isteyen Antigone tek başına bir mağaraya kapatılıp ölüme terk edildiğinde intihar eder, Kreon’un oğlu da. Ekonomi Bakanı Mehmet Şahin de, Maliye Bakanı olarak enflasyonun düşme sözünü veremese de, Erdoğan Ekonomisi’nden dönmeye çalışarak TL’yi kurtarmaya çalışmaktadır. 200 Lira intihar ettiğinde, ki bir mağarada tek başına ölüme terk edilmiştir, Mehmet Şahin de intihar edecektir kaçınılmaz olarak. Kreon Erdoğan, 200 Lira’nın üzerini para basmamakta ısrar edişinden vazgeçtiğinde 200 Lira da yoktur, Mehmet Şahin de.
200 Lira, canlıyken Hades’e gönderilen ilk ölümlü paradır 21 yıllık AK Parti tarihi içinde. Henüz hayatta ve Kreon’la kavga etmektedir. Bir tarih vermek gerekirse 1-1.5 yıl içinde intihar edecektir. Tanrıların buyruğunu yerine getirdiği için mutludur ama ölüm kolay değildir. 100 Lira’nın yerini almış, gömmüştür bir anlamda 100 Lira’yı ve 50 Lira’yı çoktan. Bu Kreon tarafından affedilmez. Kaçınılmaz olarak 50 Lira değerine düşen 200 Lira, 20-10 Lira değerine düştüğünde ve bunu koruduğunda, TL Aile’sinin yazgısını yaşayacaktır. Kavga 1-1.5 yıl daha sürer, sonra oyun biter. Karaborsacılar, dış güçler artık rahat edebilir. Seçim erken olmayacaksa da bir yenilgi yaşayacaktır Kreon Erdoğan.

Okçu Ustası Kılıçdaroğlu
Bir arkadaşım anlatmıştı bu fıkrayı: En iyi okçu ustası ok atmayı bilmeyendir. Fıkra burada bitiyor. Kılıçdaroğlu da ‘Sağ mı kaldı, sol mu kaldı’ değişiyle ok atmayı bilmeyen en iyi okçu ustası oldu. Eğer işçinin emeğini almasında, hakkının hayata geçirilmesinde sorun varsa, sol da sağ da söz konusu. “Hak, hukuk’tan bahseden Kılıçdaroğlu, işçi sorununu da unutmuş görünüyor. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı, Aristoteles gibi söylersek “En iyi sendika göklerdedir’le çözülemiyor. Kapıcıları örgütlemeyi düşünen Kılıçdaroğlu muhbir mi bilinmez ama, ülkücü, İslamcı sendikalar da göz önüne alındığında fişlenmiş vatandaş öneriyor halka. Ayrıca “Devleti milletin denetleyeceğini” söyleyerek ve vadederek yabancı ülkelerin de kaçınılmaz olarak TC’yi denetleyebileceğini söylemiş oldu. Şeffaf devlet değil halk tarafından denetlenen devlet, devlet sırlarının ifşası, Kılıçdaroğlu’nun seçim vaatlerinden biriydi.
AB, Amerika Komisyonları, Gençlik ve Kadın Kolları’ndan oluşan CHP, bu haliyle lümpen parti. Geriye faşist olduğunu ilan etmek kaldı.
Ne olacak CHP’nin hali. Altı oku olan, sürekli devrim ilkesini sağ mı kaldı sol mu kaldı’yla ortadan kaldıran Kılıçdaroğlu işçi, köylü ve memur’dan oy istedi. 8’li masa da oldukça ilginçti: Asena ve DYP’li Meral Akşener’in İYİ Parti’si, DYP, Mühendis olup Ekonomi de Yüksek Lisans yapınca en iyi ekonomist olan light motif, sürekli önümüze gelen, kişi başı hasılanın 1o.ooo Dolar oluşuyla Babacan yani DEVA ve utanmadan düşük profilli Başbakan dedikleri Davutoğlu yani Gelecek Partisi ve 28 Şubat’ta tankları yürüttükleri bir zamanların Refah Partisi’nin ve Sivas Katliamı sırasında Belediye Başkanı olan Karamolloğlu, Yeşil Sol Parti ve Suriyelilerin gönderilmesini isteyen, beyanatlarında ötekiye düşman, havadan nem kapan Zafer Partisi.
En iyi okçu ustası Kılıçdaroğlu ise ok atmayı bilmemesine rağmen seçimleri yine kaybetti. Bir zamanlar ulusalcı olan kanat yokken, sosyal demokrat kanat da -ki öyle biliniyor parti olarak- CHP’yi terk etti ihraçlarla ve küskünleşerek ve Ülkü Ocakları Eski Başkanı’nın da üye olduğu parti oldu. Sosyal Demokrat mı kaldı, Atatürk mü kaldı diyerek, oku olmayan okçu ustası Kılıçdaroğlu 2023 seçimlerinden yenildi ama zaferle ayrıldı. CHP’nin oyu %28’lere yükseldi, ki TBMM’ye giren milletvekili oranı %21’di bir önceki seçimde. Eski oy oranı %25,06’yı hatırlayacak olursak %3 puanlık artış, Kılıçdaroğlu’nun ok atmayı bilmemesinden kaynaklanıyor. Ambleminde 6 oku olan CHP, ok atmayı bilmeyen Kılıçdaroğlu’yla %3 puan yani 1.5 milyon insanı etkileyerek yükseldiyse, CHP biraz daha ne yaptığını bilmez olduğunda kesin seçimi kazanacaktır. Belediye Seçimleri’nde Belediye Başkanları yarışacağı için belediyelerini korusa da bu genel seçimler için bir şey söylemek, bir 5 yıl sonrası için projeksiyon yapmak doğru olmaz. Biraz daha saçmalaması 2028 seçimlerinde beklediğimiz şey. Kolay gelsin Kılıçdaroğlu.
Gelecek Sayı
Ezilen Kadınların Öfkesi
Gericiliğe Bakış ve İslam Aydınlanması
Gelecek İç Savaş mı, Askeri Darbe mi Geliyor
Kitap Tanıtımları
Ahmet Ümit'in Yazarlığı
Politik Fıkralar
Pratik Yemek Tarifleri, İçki ve Meze Yapımları
Editör'den Birkaç Söz...
Sona yaklaşmış bulunuyoruz. Çağ; savaşlar, emeğin düşük satın alındığı enflasyonların çok olduğu bir çağ. Mutlu günler yaşadıysak da artık eskide kaldı. Çalışma yaşamı, ekonomik ağır yük, ders yükü genç kuşak için, orta yaşlılar için çocuklar... Mutluluk uzak. Çocuklar bile güldürmüyor bizi. Devrim yapmanın sırası. Bunu fısılda. Birine, birilerine "Devrim yapmanın sırası" de. Arkadaşlarınla devrim yap, sonra milyonlar birleşir belki. Bunun şaka olmadığını bil. Gül, para harca harcayabiliyorsan bu ekonomik koşullarda, paylaş. Çalış ve çalışmayı bırak kendi isteğinle. Bir iş yerine 350 kişi başvursa da çalıştığın iş yerinde onursuz bir iş yaşamı varsa ve hakların çiğneniyorsa gemileri yak. Tembel olmayı seç. İnsanlara yardım et. Özgür olmayı düşle. İşçilerle omuz omuza ol ve bir zamanlar işçi olduğunu unutma biraz durumun düzeldiğinde -nasıl'ı olur-, sonra yine işçi olacağını… Kaç alabildiğince… Yanına kitap, dergi, gazete almayı unutma kaçarken. Ve bizim yanınızda olduğumuzu...
Saygılarımızla,
Dervişin Zikri haber Dergisi Editörü

DERVIŞIN ZIKRI HABER DERGİSİ
Bu Haber Dergisi üzerinde çalışmaya tek bir hedefle başladık: Okuyuculara en sevdikleri konularda iletişim kurabilecekleri bir platform sağlamak. Kapsayıcı olmaya ve kişisel veya profesyonel ilgi alanlarınızla ilgili konulara odaklanmaya çalışıyoruz. Özel hikayeleri doğrudan kaynağından sunmak için aralıksız olarak çalışıyoruz Özenle seçtiğimiz yazılara aşağıdan göz atın.













